DUYURU: Lütfen yorumlarınızda iletişim bilgilerinizi vererek hayvan isteği yapmayınız. Sahiplendirme bölümündeki hayvanların sahiplendirilmesi ile Petshop Gerçeği sitesinin hiçbir bağı yoktur.

--------------------------------------------------------------------

‘Hayvan Satışı Yapmayan Petshopları Destekliyoruz’-Pet Corner

Röportaj: Duygu Aksu
Fotoğraflar: Mustafa Boğa-Burcu Muhçıoğlu

‘Hayvan Satışı Yapmayan Petshopları Destekliyoruz’ kampanyası kapsamında görüştüğümüz Pet Corner konu ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

Veteriner Hekim Tamer Özdoğan ve Filiz Özkara duyarlılıklarını dile getirirken birey, toplum ve devlete düşebilecek görevlerin üzerinde durarak düşüncelerini açıkladı. 2003’ten bu yana hizmet veren Pet Corner hem klinik hizmetleri veriyor, hem de bir hayvanın taşıma kutusundan ilacına, mamasından vitaminine, yemek kaplarına kadar birçok ihtiyacını karşılayabilecek bir petshop olarak hayvan satışı yapmadan hizmet veriyor.

petcornerphotos1

petcornerphotos-1

petcornerphotos-2

Petshoplarda hayvan satışı konusunda fikirlerini belirten Özkara, 9 senedir veteriner hekim olduğunu ve hem bir hekim hem de bir hayvansever olarak hayvanın bir meta olarak görülmesini doğru bulmadığını belirtiyor. Hayvanların ticari amaç güdülerek bir yerlerde, kafeslere koyulup değer biçilerek satılmasına karşı olan Özkara, ülkede pet sektörünün yeni gelişmesi nedeniyle doğan sorunları dile getiriyor:

F. Özkara: Bundan birkaç yıl önce hayvan satışı dediğinizde akıllara sadece Eminönü gelirdi. Ancak şu an sektör öyle bir gelişiyor ki herkesin sistemde bir eksiğinin olması problemleri büyütüyor. Çoğu kişi kolaylıkla hiç bilmediği bir petshopa girip hayvan alıyor. Üstelik bu noktada pet alırken oradaki kişinin hayvanlara karşı tutumuna, hayvanların durumuna, kurumun hayvana verdiği değere dahi bakmıyor. İşin petshop boyutu dışında insanlarımız bir pete bakmanın sorumluluğunu bilmiyorlar. Sevmek ile sorumluluk almak aynı şey değildir elbette ki. Bugün sokaklarda sokak köpekleri kadar kırma olanlar var. Bunlar da petshoptan alınıp sokağa bırakılan hayvanlar nedeniyle oluyor. En güzeli bir kliniğe terk edilmiş, barınağa bırakılmış, sokağa atılmış, yardıma ihtiyacı olan bir hayvanı mutlu etmek, sevindirmektir. Tabi bunu yaparken de bilinçli olmak hayvana değer vermek gerekiyor.

Özdoğan ise ‘hayvana verilen değer’ konusunda karşılaştığı bir olayı bizlerle paylaşıyor:

T. Özdoğan: Geçen yıl Dünya Veteriner Hekimleri Günü’nde Veteriner Hekimler Odası başkanı, Kadıköy Belediyesi Veteriner İşleri sorumlusu ve birkaç veteriner hekim olan meslektaşımızla İstanbul-Beykoz’daki barınağa gittik. Öncelikle habersiz gidildiğinden dolayı tedirgin olundu, başkan arandı vs. İzin verildikten sonra içeri alındık. Bir kafesin içinde köpeğin biri ölmüş, üstelik öleli en az 3–5 gün geçmiş ki artık kokuşmaya başlamış haldeydi. Bu durumun farkında değillerdi, çok bariz bir şekilde o kafestekilerle uzun zamandır ilgilenilmediği belliydi, yemek verirken dahi fark edilebilecek bir olaydır bu sonuçta. Aynı kafeste başka köpekler de vardı…

Konu Avrupa Birliği, Türkiye ve petshoplar üzerinden konuşulduğunda ise yapılabilecek birçok farklı uygulama olduğunu fakat bunların emek istediğini ifade eden veteriner hekimler, bireysel çabalardan da öte artık yapılanmış bir hareketin olmasıyla daha kolay ilerleme sağlanabileceğini düşünüyor.

F. Özkara: AB üyesi ülkelerde hayvanlar barınaklara alınıp, sağlıklı olması durumunda sahiplendirilmek üzere bekletiliyor, sahiplendirilemediği taktirde uyutuluyorlar. Orada sistem böyle… Bizde de barınak sistemi var, bizler bu sistemi eleştiriyoruz elbette ama illerimizde yapılan toplu katliamlara şahit oluyoruz. Bizde de kafeslerde hayvanların aç bırakıldığı, hayvanların birbirini yediği barınaklar var. Yani biz barınağa alıp sistemli bir şekilde uyutmuyoruz. Ancak bizim de sistemimizde sorun var. Üstelik siz bir taraftan iyi bir şey yaparken, diğer bir taraftan o hayvanları zehirleyenler, öldürenler, işkence edenler oluyor.

T. Özdoğan: Biz veteriner hekim olarak sokakta yaşayan hayvanların başına neler gelebileceğini çok iyi biliyoruz. Ben sokaklarda kedi ya da köpek olmasından asla rahatsızlık duymam. Biz burada kapımızın önünde de onlara bakıyoruz. Biz de sağlıklı kedilerin, köpeklerin sokakta insanlarla yaşadığı bir ülke olalım diyoruz. Ancak kalabalık bir ülkede birçok alana yayılmış olan insan var ve bu nedenle hayvanlar için yaşama alanları da daraltılmış gibi duruyor.

F. Özkara: Bir de bu hayvanlar neden sokakta önce onu bir düşünmek lazım. Bu hayvanların her birinin sahibi olmadığı için sokaktalar, hepsinin her mahallede hoşgörü ile karşılanmaması nedeniyle mağdurlar… Bizler elbette ki hepsinin bir yuvası olsun isteriz. Ama bu mümkün olmuyor. Sokakta sağlıklı yaşamalarını istiyor olma durumumuz da, onların barınaklara gittiklerinde iyi bakılamayacağını bildiğimizdendir. Mahallede hiç değilse bir kişi, onları besleyecek, hastalandığında bir hekime haber verecektir. Bizlere göre barınakların içeriği kısırlaştırma da olmamalıdır. Bu köpeğin karaciğerinde sorun mu var, yıllarca sokakta yaşamış, ağzında kuru mama yiyecek dişi var mı ona bile bakmıyoruz, bilmiyoruz. Bazı barınaklar mama koyuyorlar belki evet ama hangi köpek ne kadar yiyebiliyor, kafesteki tüm hayvanlar beslenebiliyor mu gibi birçok soru var yanıtlanması gereken.

T. Özdoğan: Yunanistan’da bir petshopa gitmiştim. Birde İtalya’da bir petshopa gittim. Hani AB diye çok iyi gibi düşünüyoruz. Buraların Eminönü’nden farkı yoktu, içeriye kokudan girilmiyor, orada da problemler oluyordur diye düşünüyorum. Toptan hayvanları yok etmek kesinlikle çözüm değil. Bireysel çabaların artık toplumsal çabaya dönerek yapılanmasıyla yol alınacaktır.

F. Özkara: Türkiye’de pet sahibi olmanın sorumluluğunu bilmiyoruz. Yurt dışında siz örneğin köpeğinizi 2 gün susuz bıraktığınız zaman aldığınız cezayı Türkiye’de almıyorsunuz. Köpeğinizin tuvaletini sokakta yerden almazsanız ödeyeceğiniz cezayı burada ödemiyorsunuz. İtiraz ettiğinizde yargılanmanız bile söz konusu olabiliyor. Bu noktada her şeyin iyi olan tarafını almak lazım diyebiliyorum…

petcornerphotos-3

petcornerphotos-4

Petshoplarla ilgili olarak görülen eksik noktalara ve sistemdeki eksikliklere değindiğimizde ise iki düşünce dile geliyor.

F. Özkara: Belki biraz maliyetli olabilir ama bu sorun radikal bir biçimde ancak hepsinin ama hepsinin çok büyük bir alan ya da merkezde (örneğin Anadolu yakası Avrupa yakası olmak üzere ikişer merkez olur) bütün sokak hayvanlarının toplanmasıyla çözülebilir. Sağlık taramalarının yapıldığı, kısırlaştırıldığı, yaşam süreleri boyunca düzgün ve iyi şartlar altında doğal ortamda bakıldığı bir yerle olabilir. Bir köpek ortalama 15 yıl yaşar ancak sokakta bu çok zor tabi…

Burada şöyle bir şey de var, bunu İstanbul’da uygulamaya kalksanız başka ilde yapılmayacak, oradan gelip İstanbul’daki bölgelere başkaları tarafından nasılsa alınır mantığıyla köpek bırakanlar olacak. Yahut İstanbul içinde petshoptan biri hayvan alıp sokağa atacak, mağdur yine köpek olacak. Öyle insanlar var ki yıllardır oturduğu yerden taşınıyor, yıllardır baktıkları hayvanı da giderken götürmek yerine tüm eşyasını topluyor arkasına bakmadan hayvanı burada bırakıp gidiyor. Gidince de yenisi alınıyordur belki… Bu büyük bir sorun önce bunu bir tartışmak lazım, kişilere bilinçli olmayı aşılamak lazım.

T. Özdoğan: Konuyu petshoplardaki hayvanların durumu dışında da ele almak gerektiğine inanıyorum. Demek istediğim petshoptan hayvan satışı belki şu noktada engellenemiyor ama o süre zarfına kadar en azından bir çip uygulaması zorunluluğu ile petshop sahibinin sattığı hayvanı internete kaydetmek zorunda olması gerekliliği getirilebilir. Bunu ilgili makama sunması beklenebilir. Böylece hem hayvanların kaçak olarak ülkeye girmesi konusunda hem de hayvanların sokağa atılmasının engellenmesi konusunda faydası olur. Petshop sahibi hayvanı nereden aldığını, kime verdiğini devlete bildirmek zorunda olmalı ki burada o vatandaş artık devlet kontrolünde olsun. Bilinsin ki onda bir kedi, köpek var ve zaman zaman gidip kontrol edilsin. Bu pet bilincinin gelişme sürecinde farkındalık yaratacak, dolaylı olarak kişilerde sorumluluk duygusunu artıracaktır. Konu geniş kapsamlı ele alınırsa daha verimli olacaktır.

petcornerphotos-5

Hayvan kaçakçılığı konusuna da, bu hayvanların petshoplara nasıl ulaştığına da kısaca değiniliyor.

F. Özkara: Hiçbiri kayıtlı olarak gelmiyor. Kaçakçılık yine hafif, iyi bir terim gibi kalıyor bu iş için. Kaçakçılık birinin izni olmadan gümrükten para ödenmeden getirdiğiniz bir mal anlamı taşır. Küçük bir hayvanı Türkiye’ye bu yollarla sokmaya kalkmak kaçakçılıktan da ötedir. Oksijen dahi yok getirdikleri ortamlarda, içler acısı bir durum. Giriş çıkışlarda bu tür şeylere daha fazla dikkat etmek gerekiyor, bu hayvanlar petshoplara nereden getiriliyor bunları denetlemek gerekli, sormak lazım, satışlarından prim aldığı düşünülen kişiler takıp edilmeliler… Ne kadar çok emek harcanırsa o kadar çabuk çözüme ulaşırsınız. Kaçak girişler engellenirse daha emek sarf edilmiş bir iş olacak ama onun bir canlı olduğunu ve değerli olduğunu fark edeceksiniz. Ben köpeğimi ne kadar zor getirdim Türkiye’ye, bakımını yaptırayım, yanımdan ayırmayayım, ilgileneyim diyeceksiniz. Kaçakçılığı engellemek de tabi ki devletin elindedir.

D. Aksu: Sitemizde ayrıca barınak sorunlarına da yer vermekteyiz. Bununla ilgili bir veteriner olarak neler söyleyebilirsiniz? Sizin bu konuda çalışmalarınız oluyor mu?

T. Özdoğan: İşin doğrusu barınaklara tam anlamıyla yardım edemiyoruz yani biri barınağa gidiyor, güvendiğimiz kişilerse onlarla bazı ilaçlar iletiyoruz. Aslında barınaklara gidip ameliyat yapabiliriz, bunun suçluluğunu duyuyorum. Ama hekim olarak bazı şeyleri yaparken dikkat etmeniz gerekenler oluyor. Bir hekimin ilk dikkat ettiği nokta ise karşısındaki canlıya zarar vermemektir. Ama pis, steril olmayan bir ortamda ameliyat yapacağınıza hiç yapmayın daha iyi… Onun için gidip oralarda o şartlarda ameliyatta bulunmak doğru gelmiyor.

Gazete kâğıdının üzerinde çıplak elle akşamleyin operasyonu yaptınız, bitti. 3 tane hayvan kısırlaştırdınız. Ardından (-3) derecede beton üzerinde yatacaksa o hayvan, benim için hiçbir anlamı yoktur o operasyonun. Ama bunun sorumluluğunun kesinlikle duyuyorum keşke elimizden fazlası gelse de yapabilsek… Veteriner Hekimler Odası ile yerel yönetimler anlaşabilir belki, sistematik olarak ayda bir kez her veteriner hekim iyi şartlarda donatılmış bir yerde operasyon yapabilir örneğin. Böylece sokak hayvanları için de bir şey yapılmış olur.

Ayrıca şunu da belirtmek istiyorum ki bizim insanımızda da bir problem var. Kedigen’in bir kampanyası vardı, onun kurucularıyla bir şekilde tanışıklığımız var. Kedi kısırlaştırmak üzere bir kampanya var ortada ve o kadar kötü şeylerle karşılaştık ki… Siyam kedisini getirip sokak kedisi olduğunu iddia edenler çıktı. Operasyon için saat alıp, o saati bloke eden ve gelmeyenler oldu. Gelip yapılan işi beğenmeyenler, şikayet edenler oldu. O yüzden organize ve toplu halde bir çaba olmasının önemi çok fazla. Yapılan işe saygı, hayvana verilen değer, insanların dürüst yaklaşımları, bunlara kadar inmek gerekir ki konu açıklığa kavuşsun. Ama önce tüm insanlar hayvanlara karşı duyarlı olmalı…

Pet Corner Petshop & Pet Corner Veteriner Polikliniği ile iletişim için:
0212 356 02 55-56
Ortaklar Cad. No:47/3b Şişli – Mecidiyeköy

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın

(gerekli)

(gerekli)