Temmuz, 2008 için Arşiv

Bonzai Golden İzmir

http://img155.imageshack.us/img155/9229/dsc02047ft6.jpg

http://img155.imageshack.us/img155/9229/dsc02047ft6.jpg

İzmirde Seferihisarkoyunde sahibi kacak elektrik kullandigi icin hapse giren bu rus finosu ortada kaldi.

Onceleri bahcede bir metre zincir ucunda cevreden atilan ekmeklerle yasamaya calisiyordu. Bir sure sonra arkadasimin babasi fark etti ve bir kulube koyarak ipini tel cekerek epey uzatti.

Gecen gun farketmis heryerini kene sarmis kiyamamis almis bahcesine ama kendi kedileri ve kopekleri de var ve bizim ufaklik biraz asabi J

Evin kedileri ile anlasamiyor.

Bonzai Golden diyorum ben ona cunku bir goldena cok benziyor. Fakat minicik J

Eger İzmir’de ev kopegi arayanlar var ise arkadasim ile irtibata gecebilirler.

Kopegimizin yasini bilmiyoruz ama genc oldugunu dusunuyoruz.

Disi ve gordugunuz gibi golden renginde J

İlgilenenler

0535 434 75 34 ten bilgi alabilirler

Sevgilerimle

Kebire Bozkurt

0555 422 88 95

0532 573 40 70

http://img59.imageshack.us/img59/9646/dsc00034pb9.jpg

2006 yılında Türkiye’ye kedi köpek ithal edilmemiştir !

Kaynak: www.haytap.org

Türkiye’ye Hayvan İthal Edilmedi ise Petshoplardaki Hayvanlar Gökten mi Yağıyor ?

Haberin devamı burada.

Puppy

Senelerdir(26! yıl) annemi bir köpek almaya ikna etme çabalarımdan yorgun düşüp artık bu görevi kardeşime devretmiştim. Kardeşim de bu görevi en az benim kadar iyi bir şekilde ifa ediyordu. Gerek sokak köpeklerine sarılıp anneme duygusal pozlar vermek olsun, gerekse petshopların önünde çakılıp kalmak olsun görevi neyi gerektiriyor ise hepsini uyguluyordu. Ben ise artık bu konuda bir ümit beslemeyi bırakmış, annemin bu fobisine saygı duymayı öğrenmiştim. Kendimi sokak köpekleri, kedileri ve arkadaşlarımın minik dostlarıyla avutuyordum. Ama birgün hiç de beklemediğim bir anda, kardeşimin petshoplardan birinden annemi arayarak yapmış olduğu eylem, mucizevi bir şekilde amacımıza ulaşmamızı sağladı. Annem bir köpek edinmemize onay vermişti sonunda. Bu kaçırılacak bir fırsat değildi hemen harekete geçmeliydik!Bu nedenle hiçbirimizin içi rahat etmese de barınaklar yerine petshoplara yöneldik.

Gittiğimiz ilk petshopta bizi bekliyorlardı. Küçücük kafesler içindeydiler, upuzun yolları aşıp gelmiş, birbirlerine sokulup birbirlerinden güç almaya çalışıyorlar, kendilerine biçilen fiyatları dinliyorlardı. Onların özellikleri anlatılıyordu, övülüyorlardı neden bu kadar para ettiklerine sebepler sıralanıyordu. Onların canlı olduğundan sanırım haberleri yoktu onları satanların. Maldı onlar sadece onların gözlerinde … Ama söylediğim gibi o kadar çok istiyorduk ki bir küçük dostumuz olmasını vicdanımızı kısa bir süreliğine susturarak gittiğimiz ikinci petshoptan kucağımızda küçücük bir cavalier king charles yavrusuyla çıktık. Dünyalar bizim olmuştu, hem küçük yavru da sevgi dolu bir yuvada yaşayacaktı, onu oradan kurtarmıştık vicdanımızı böylelikle rahatlatarak eve döndük. Herşey çok güzeldi sabah erkenden yataklarımızdan fırlıyorduk (ki zaten heyecandan uyuduğumuz söylenemez) hepimiz Puppy’nin başında buluyorduk kendimizi. Herşeyi dedikleri gibi yapıyorduk önerilen mamayı yediriyor, tuvalet eğitimini vermeye çalışıyor onunla konuşuyorduk. O ise kocaman gözleriyle şaşkın şaşkın bizi seyrediyordu.

Fakat, bu pürüzsüz süreç sadece 3 gün sürdü . Üçüncü günde Puppy’nin karnında sivrisinek ısırığı gibi kızarıklıklar gözümüze çarptı, kaşınmaya başladı. Aldığımız petshopun veterinerine (ki emin değilim veterinerlik belgesi hiç gözüme çarpmamıştı) götürdük. Pire damlasını yapıldığı halde tekrarlandı. Ama içim rahat değildi, hayvan hastanelerinden birine daha gittik orada da farklı birşey önerilmedi. Biz ilk köpeğimiz olmasından dolayı fazla endişelendiğimizi düşünmeye başlamışken Puppy’nin tüyleri dökülmeye başladı parça parça ve kırmızılıklar ortaya çıkmaya başladı. Tavsiyeyle Puppy’i götürdüğümüz veteriner patolojik testlerden sonra Puppy’nin mantar olduğu teşhisini koydu.

Küçücüktü ve mantar heryerini sarmıştı,yaralar vardı heryerinde, kaşıyarak kanatıyordu yaralarını. Uyuyamıyordu, uyuyamıyorduk… Ağlıyordu ağlıyorduk… Bu süreçte Puppy çok ağır antibiyotik iğneleri oldu ve bu nedenle diğer aşıları ertelendi. Aşıları olmadığı için hasta olma olasılığı verdı ve bu çok büyük bir tehlikeydi. Neyse ki Puppy’nin mantarı yaklaşık 2 ayda geçti. Ben 2 ayımı sadece ona verdim tüm işimi gücümü bıraktım, yere basmaması gerektiği için onu kucağımdan indirmedim başka bir hastalığı çıkmaması için hep dualar ettim. Ne harcadığım zamana ne de paraya üzülüyorum sadece Puppy’nin günler boyunca çektiği acılara üzülüyorum. Onun şirinliğini ve masumluğunu bir ticari meta olarak kullanan zihniyete kızıyorum. Hasta olduğunu söyleyince size yenisini verelim diyenlere kızıyorum. Onlara prim sağlayan kendime kızıyorum.

Ve en son olarak, Puppy şimdi 15 aylık çok mutlu ve şımarık bir çocuk oldu. Benim de hayallerim güçte olsa gerçek oldu ve artık annem köpek fobisini yendi…

Dahi Ressam Eşref Armağan’ın doğa ve hayvanlarla içiçe rengarenk dünyası…

Görmeden yarattığı eserleriyle bizlere doğa ve hayvan sevgisini hissettiren dahi ressamımıza, görüp de hissetmeyi unutanlara örnek olsun diye sitemizde yer vermek istedik…

Bu ressamı Türk Medyası’ndan değil de Discovery Kanalı’ndaki ingilizce bir programda (The Real Superhumans) tanımış olmaktan Türk vatandaşı olarak utanç duyuyoruz.

Muhteşem Eşref Armağan’ın değerini ‘İngilizce’ değil de devlet büyüklerimiz ve özellikle de Kültür Bakanlığı’nca ‘Türkçe’ de dinleyebilmek dileğiyle…

İçimizi ısıtan doğa ve hayvan sevgisi ile dopdolu resimlerle dünyamızı aydınlatan Eşref Armağan’a teşekkürler, karanlıklarda Eşref Armağan’ı örnek alacağız. Türk olarak Eşref Armağan’la gurur duyuyoruz.

Pet shop Gerçeği Ekibi

Kaynak: www.esrefarmagan.com

Eşref Armağan, çok özel bir Türk ressamdır. Eserleri hem Türkiye çapında, hem de yurt dısında çeşitli sergilerde yer almıştır.
Geçmişte İtalya’dan bir süre önce de Şangay Büyükşehir Belediye Başkan’dan davetler almıştır. Birçok kereler hem Türk televizyon kannallarında hem de CNN ve BBC gibi kanallarda adından söz edilmiş olmasına rağmen değerli sanatçı ve ressamlarının bulunduğu kitapta Eşref Armağan’ın adı geçmemektedir.
Eşref doğuştan görmez olan bir ressamdır. Hiç bir zaman gün batımını, baharda yeşeren, çiçek açan doğayı, renklerini göremedi. Tuttuğunu koparan, mücadeleci kişiliği ona, duygularını dile getirbilmek için ses, bir anlamda da görmek için göz kazandırmıştır.

Görmeden bu kadar mükemmel eserler ortaya çıkaran bır dehanın eserleri karşısında büyülenmemek elde değil. Eşref Armağan’ın biyografisi çok acıklı;

Bundan 52 yıl önce İstanbul’da, Fatih’nin çok mütevazı mahallelerinden birinde, dünyaya gelir. Eşref, ne çocukken ne de yetişkin çağda hiçbir öğrenim görmedi. Kendi kendine yazmayı öğrendi. Eşref, bütün gün babasının dükkanında baca boruları keserek babasına yardım ederdi, boş zamanını da resim çizerek geçirirdi. 6 yaşındayken kalem ile kağıt üzerine çizmeyi, 18 yaşında ise önce parmakları ile kağıt üzerine, sonra da kartona yağlı boya ile resim yapmaya başladı. Yağlı boyadan akrilik boyaya ve tuale geçti. Elleri artık onun gözleri olmuştu. Görmemesine rağmen çizdiklerinin bu denli gerçeği yansıtması, resim yapmanın onda bir tutkuya dönüşmesini sağladı.

Bütün dahilerde olduğu gibi Eşref’teki bu zeka da olağanüstü birşey. EĞitim görmemiş olması ona, kendisi gibi ihtiyacı olan, bir şeyler yapma arzusunda olan birçok kişiye bu işin sırrını ya da kendi kendine öğrenme metodlarını aktarabilme imkanı vermiyor.

1994 senesinde senesinde Joan Eröncel isimli 30 sene evvel Türkiye’de evlenmiş Amerikalı bir hanım ile tanışır. Joan, onun eserlerinin mükemmelliği karşısında hayran olur ve ona yardım etmeye karar verir. Hatta onun adına bir internet sitesi açar (www.armagan.com) Şu an yenilenmiş bir sitesi daha bulunmaktadır (www.esrefarmagan.com).

Görmeyen Ressamın Sırrına Harvard el attı. SABAH

Görmeden Gören Beynin Sırrı… MİLLİYET

Seeing Without Sight, NEW SCIENTIST

PRISMA

How does a blind man learn to paint?, THE WEEK

Düşleriyle Resim Yapan Adam

Eşsiz Ressam Eşraf Armağan

Bir bakım evi şikayeti daha…

SAYIN PETSHOP GERCEGI YETKILILERI,

AVCILAR DA E-5 UZERINDE BULUNAN XXX KOPEK BAKIM EVI’nde kı CANLARIN
DISARIDA CAM KAFESLERDE GUNES ALTINDA BUTUN GUN TUTULMALARINI ( oglen ve
aksam gerı donuste aynı sekılde), SEYIR HALINDEYKEN ONLERINDE BIR KAP SU
BILE KONMADIGI GERCEGINI GORMUS BULUNMAKTAYIM.
BU YERLE ILGILI ACILEN YAZISMA BASLATMAK GEREKIYOR. BU KONUDA YARDIMINIZI,
DILEKCELER ICIN NASIL VE NERELERE OLMASI KONUSUNDA…ACILEN YARDIMINIZA
IHTIYACIM VAR. SITENIZDE TAM BUNA UYGUN BIR ORNEGE ULASAMADIM.

SAYGILARIMLA,

ESRA LICELI