Senelerdir(26! yıl) annemi bir köpek almaya ikna etme çabalarımdan yorgun düşüp artık bu görevi kardeşime devretmiştim. Kardeşim de bu görevi en az benim kadar iyi bir şekilde ifa ediyordu. Gerek sokak köpeklerine sarılıp anneme duygusal pozlar vermek olsun, gerekse petshopların önünde çakılıp kalmak olsun görevi neyi gerektiriyor ise hepsini uyguluyordu. Ben ise artık bu konuda bir ümit beslemeyi bırakmış, annemin bu fobisine saygı duymayı öğrenmiştim. Kendimi sokak köpekleri, kedileri ve arkadaşlarımın minik dostlarıyla avutuyordum. Ama birgün hiç de beklemediğim bir anda, kardeşimin petshoplardan birinden annemi arayarak yapmış olduğu eylem, mucizevi bir şekilde amacımıza ulaşmamızı sağladı. Annem bir köpek edinmemize onay vermişti sonunda. Bu kaçırılacak bir fırsat değildi hemen harekete geçmeliydik!Bu nedenle hiçbirimizin içi rahat etmese de barınaklar yerine petshoplara yöneldik.
Gittiğimiz ilk petshopta bizi bekliyorlardı. Küçücük kafesler içindeydiler, upuzun yolları aşıp gelmiş, birbirlerine sokulup birbirlerinden güç almaya çalışıyorlar, kendilerine biçilen fiyatları dinliyorlardı. Onların özellikleri anlatılıyordu, övülüyorlardı neden bu kadar para ettiklerine sebepler sıralanıyordu. Onların canlı olduğundan sanırım haberleri yoktu onları satanların. Maldı onlar sadece onların gözlerinde … Ama söylediğim gibi o kadar çok istiyorduk ki bir küçük dostumuz olmasını vicdanımızı kısa bir süreliğine susturarak gittiğimiz ikinci petshoptan kucağımızda küçücük bir cavalier king charles yavrusuyla çıktık. Dünyalar bizim olmuştu, hem küçük yavru da sevgi dolu bir yuvada yaşayacaktı, onu oradan kurtarmıştık vicdanımızı böylelikle rahatlatarak eve döndük. Herşey çok güzeldi sabah erkenden yataklarımızdan fırlıyorduk (ki zaten heyecandan uyuduğumuz söylenemez) hepimiz Puppy’nin başında buluyorduk kendimizi. Herşeyi dedikleri gibi yapıyorduk önerilen mamayı yediriyor, tuvalet eğitimini vermeye çalışıyor onunla konuşuyorduk. O ise kocaman gözleriyle şaşkın şaşkın bizi seyrediyordu.
Fakat, bu pürüzsüz süreç sadece 3 gün sürdü . Üçüncü günde Puppy’nin karnında sivrisinek ısırığı gibi kızarıklıklar gözümüze çarptı, kaşınmaya başladı. Aldığımız petshopun veterinerine (ki emin değilim veterinerlik belgesi hiç gözüme çarpmamıştı) götürdük. Pire damlasını yapıldığı halde tekrarlandı. Ama içim rahat değildi, hayvan hastanelerinden birine daha gittik orada da farklı birşey önerilmedi. Biz ilk köpeğimiz olmasından dolayı fazla endişelendiğimizi düşünmeye başlamışken Puppy’nin tüyleri dökülmeye başladı parça parça ve kırmızılıklar ortaya çıkmaya başladı. Tavsiyeyle Puppy’i götürdüğümüz veteriner patolojik testlerden sonra Puppy’nin mantar olduğu teşhisini koydu.
Küçücüktü ve mantar heryerini sarmıştı,yaralar vardı heryerinde, kaşıyarak kanatıyordu yaralarını. Uyuyamıyordu, uyuyamıyorduk… Ağlıyordu ağlıyorduk… Bu süreçte Puppy çok ağır antibiyotik iğneleri oldu ve bu nedenle diğer aşıları ertelendi. Aşıları olmadığı için hasta olma olasılığı verdı ve bu çok büyük bir tehlikeydi. Neyse ki Puppy’nin mantarı yaklaşık 2 ayda geçti. Ben 2 ayımı sadece ona verdim tüm işimi gücümü bıraktım, yere basmaması gerektiği için onu kucağımdan indirmedim başka bir hastalığı çıkmaması için hep dualar ettim. Ne harcadığım zamana ne de paraya üzülüyorum sadece Puppy’nin günler boyunca çektiği acılara üzülüyorum. Onun şirinliğini ve masumluğunu bir ticari meta olarak kullanan zihniyete kızıyorum. Hasta olduğunu söyleyince size yenisini verelim diyenlere kızıyorum. Onlara prim sağlayan kendime kızıyorum.
Ve en son olarak, Puppy şimdi 15 aylık çok mutlu ve şımarık bir çocuk oldu. Benim de hayallerim güçte olsa gerçek oldu ve artık annem köpek fobisini yendi…







“Puppy” için 0 Yorum yapılmış.