News

Barınak Köpekleri – Neşe Öztürk

Bir barınaktan köpek sahiplenmeye karar verdiğinizde neler yapmanız gerektiğini anlatmadan önce hakkında sayfalar dolusu yazılıp, günlerce tartışılabilecek barınak gerçeğine ve köpeklerin neden barınaklarda olduğu konusuna çok kısaca değinmek istiyorum.
Barınaklar belediyelerin sorumluluğunda olmakla birlikte hiçbir zaman belediyelerin desteği kendi başına yeterli olamamaktadır. Barınaklar konusunda duyarlı olan belediyeler var elbette ama ne yazık ki çoğu ilde köpekler daha barınağa bile götürülmeden itlaf edilmekte ya da açlığa terk edilmektedir. Hayvan hakları konusunda çalışan duyarlı ve vicdanlı bir avuç insanın üstün gayretleri ile barınaklara yardım sağlanabilmekte, sokak hayvanlara destek verilebilmektedir.
Barınakların asıl amacının dışında, köpeklerin toplanıp hapsedildiği yerler olarak kullanılmaktadır ne yazık ki. Oysa barınaklar sokak hayvanlarının getirilip aşılanıp, kısırlaştırılıp, tedavilerinin yapıldığı ve daha sonra alındıkları yere geri bırakıldıkları geçici bir rehabilite merkezidir.
Gönül ister ki barınak diye bir olgu olmasın, canlarımız parmaklıklar arkasında kalmasınlar, onlar da özgürce dolaşabilsinler. Ama var ve ne yazık ki hepsi de haddinden fazla dolu.
Çoğu insanın aklına barınak diyince,”ne güzel işte köpekler orda yiyor, içiyor, bir arada oyun oynuyor” gibi bir düşünce geliyor.
Oysa durum bununla hiç alakası olmayan bir noktada. Köpekler aç kalıyorlar, hasta oluyorlar,bütün köpekler, karakterlerine dikkat edilmeden,dişi erkek demeden hepsi bir yere koyuluyorlar. Açlık, huzursuzluk, statü endişesi, dişi kokusu gibi etkilerle kavgalar kaçınılmaz olabiliyor.
Dişi ve erkeklerin kısırlaştırılmadan bir arada tutulmaları sonucu ne yazık ki istenmeyen ama bir yerde çaresizlikle göz yumulan gebelikler sonucu nüfus biraz daha artıyor. Kısıtlı sayıdaki barınak gönüllülerinin bütün çabalarına rağmen yeterli ilgi göremiyorlar ve en önemlisi de sevgisiz kalıyorlar.
Evet her köpek insan sevgisini tatmak zorunda değil, insana dost olmuş,insana bekçi olmuş,insanın işini, aşını paylaşmış olabilirler ama kendi başlarına yaşamasını da pekala bilirler.Yeter ki biz onları yaşam alanlarından etmeyelim! Dağlara atmayalım. Sevgisizlik ve nefretle onları itip kakmayalım, işkence etmeyelim.
Çoğu köpek için sokaklar evdir, çöplerde bulacağı yemek ise ziyafet, ama biz kuru taşı ve çöpteki artıkları bile onlara çok görebiliyoruz çoğu zaman.
İnsandan zarar görmedikçe, hatta insandan zarar gördüğü halde bile, insana zarar vermeyen bu canlarla bir arada yaşamayı beceremiyoruz.
Çünkü onları tanımıyoruz. Kimimiz küçükken yaşadığı bir travma nedeni ile kimimiz de büyüklerinin “bak yaramazlık edersen seni havhavlara veririm” diye cahilce bir kokutma yöntemi ile büyütüldüğümüz için onlardan korkarız. Bazen dini sebep gösteririz bazen de hastalıkları. Oysa hepsi ne kadar yersizdir.
Sokakta bir köpek gördüğümüzde belediye ekiplerini çağırıp, neresi olduğunu bile bilmediğimiz bir yere onları götürmelerini isteriz. Orası nasıl bir yerdir bilmesek de umurumuzda değildir, bizden uzak olsun yeter.
Bazen bebek hallerine hayran olup aldığımız, bazen çocuğumuza taktir hediyesi olarak aldığımız köpekleri biraz büyüyünce çişi, kakası, kemirmesi, kılı, maddi yükü sorun olmaya başlayınca eğitmek ya da onunla yaşamanın yollarını aramak yerine onlardan kurtulma yollarına gitmeye bakarız. En kolay yol ise yaşadığımız yerden uzak bir noktada köpeği terk etmek ya da barınağa bırakmak oluyor maalesef. Şikayet edilen sokak köpekleri ve böyle bırakılan köpekler sayesinde barınaklar günden güne dolmaktadır ne yazık ki.
Bu durumun farkında olup, barınaklardan bir can kurtarmaya karar vermiş duyarlı bir kişi iseniz size, ana hatları ile birkaç tavsiyem olacak;
Barınak köpeklerinin çoğunun geçmişini bilmesek de oraya geliş nedenleri, nasıl getirildiği, geldikten sonra oradaki diğer köpek ve insanlarla arasının nasıl olduğu, geçirdiği hastalıklar var mı gibi bilgileri barınak sorumlularından öğrenmek mümkündür. Bunlar bize az çok bir fikir verir.
Gönül ister ki bütün hepsini uygun yaşama şartlarına kavuşturabilelim, hepsine birer yuva verebilelim. Ama sonuçta alacağımız köpeği aile yapımıza göre seçmek zorundayız.
Barınaklardaki çoğu köpek travma geçirmiş köpekler olmakla birlikte sıcak bir yuvaya nankörlük etmeyecek kadar sevgi hasreti çekerler. Kirlidirler, belki yara bere içindedirler ama yürekleri sevgi doludur.Eğer kendilerini koruma içgüdüsünü saldırganlık boyutuna kadar getirmişlerse de bu yüzden onları asla suçlamamalıyız.Onların bu halde olmalarının nedeni biziz.
Barınaktan alındıkları ilk günler veteriner kontrolünden geçirilmeli, gerekiyorsa tedavi ve aşılamaları yapılmalıdır.
Bir kaç gün ortama alışması için kontrollü olarak serbest bırakılmalı, yeni yuvalarını tanımaları için onlara fırsat verilmelidir. Kontrollüden kastım ise, gözünüz üstünde olmalı, yapacağı yaramazlıkları kızmadan düzeltmeli ve uyum sağlaması için yol gösterici olmaktır.
Her köpeğin eğitilebilirlik seviyesi aynı olmamakla birlikte, temel itaat komutlarını her köpek öğrenebilir. Ancak daha önce ne gibi deneyimler yaşadığını bilmediğimiz için her zaman birkaç gün izlenmeli ve eğitime nereden başlanması gerektiği tespit edilmelidir.
Sosyalleşme ihtiyacında olan bir köpeğe davranış modifikasyonu eğitimi ile birlikte itaat eğitimine başlanmalıdır. ( blog.pozitifim.net adresimden sosyalleşmenin nasıl olması gerektiğini okuyabilirsiniz.)
Sahiplendiğimiz köpeğimiz daha önce eğitim almamış, ya da yanlış yetiştirme sonucu davranış sorunları oluşmuş ve bu yüzden terk edilmiş bir köpek olabileceği için, zamanla bu yanlış davranışlar yerleşmiş olabilir,onların bu davranışlarına karşı her zaman yüksek bir tolerans seviyeniz olmalıdır,doğru davranışları teşvik etmek için her zaman tetikte olmalısınız,anında ödüllendirmelisiniz.
Köpeğin barınakta nasıl bir ruh hali içinde olduğunu bilemeyiz, bu yüzden gerekiyorsa onun kendine güvenini artırmaya yönelik rehabilite çalışmaları da yapmalısınız.
Yaptığı her doğru hareketi onu severek ve ödüllendirerek yüceltebilirsiniz, korkusu olan şeylere her yaklaştıkca onu ödüllendirebilirsiniz.Bu onun kendine güvenini kazanmasına yardım eder.Tabi bol sevgi ve övgü size olan güveninin de daha çabuk oluşmasını sağlar.
Bu çalışmanın uzun bir süreç gerektireceğini unutmamak gerekir. Asla pes etmemelisiniz, 3 adım ileri 1 adım hatta bazen 2 adım geri gidebileceğini unutmamalısınız.
Davranış sorunları olan köpeklerde bir eğitmenden yardım almanızda fayda var.
Bu yazdıklarımı okuduktan sonra akıllara barınaktan köpek alırsak pek çok sorunla uğraşmak zorunda kalacağız gibi bir düşünce gelmemeli, bu yazdıklarım bütün köpeklerde karşılaşabilecek sorunlardır. İster barınaktan, ister petshopdan, isterseniz anne altından alın, aldığınız köpeğin karakterine ve aldığınız ana kadar yaşadığı olaylara göre mutlaka birtakım sorunlarla karşılaşacaksınız.
Hiç bir köpek kendiliğinden dört dörtlük olmaz. Hatta çok uzun çalışmalarla bile olamayabilirler. Kendi hayatlarını ve sizin hayatlarınızı riske atmadan yaşamayı öğrenmeleri ilk hedeftir. Beklentilerinizi yüksek tutmayın ama “aman canım nasılsa yapamaz, alt tarafı sokak köpeği” demeyin hiçbir zaman. Sizi şaşırtabilirler.
Barınaklar sevgi, ilgi ve desteğinizi bekleyen pek çok köpekle dolup taşıyor ama nerden almaya karar verirseniz verin, terkedilmiş köpeklere bir yenisini daha eklememek ve ikinci defa terk edilmenin acısını yaşatmamak için, köpek almadan önce bir kez daha düşünmelisiniz, bütün bu sorunlarla başa çıkabilecek misiniz? Her ne şartta olursa olsun onun geri kalan hayatında, sahip ve hatta dost olabilecek misiniz?
Asıl konu budur!

Neşe Öztürk
Pozitif Köpek Eğitmeni

Neşe ÖZTÜRK Pozitif Köpek Eğitimi
&
Danışmanlık
www.pozitifim.net
www.neseozturk.com.tr

1 Comment

  1. HAKAN ÇETİN

    bence önemli olan hayvana ver,ilen sevgi şefkat onun pisikolojisini bozmadan onu bir hayvan degil yaşayan bir canlı olarak senden biriymiş gibisevmek o evin yaşayan bir varlıgı gibi görmek sevgi anlatılmaz yaşanır o duygu kelimelerle anlatılmaz yaşayan bilir zaten hayvan sevmeyen insanda sevemez

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir