--------------------------------------------------------------------
Çağatay Öztürk ile ‘Kod Adı İnsan’ üzerine bir söyleşi
Redaksiyon: Buket Yılmaz
Psikoterapist olarak kendisinden övgüyle söz ettiren, Çağatay Öztürk, ” Kod Adı İnsan” adlı kitabıyla şimdi de yazarlığa soyundu. Kitapçı vitrinlerinde yerini alan bu ilk kitabı hakkında kendisiyle sizin için konuştuk.
![_MG_0820[1] _MG_0820[1]](http://www.petshopgercegi.com/wp-content/uploads/2009/07/MG_08201-200x300.jpg)
Psikoterapist olarak kendisinden övgüyle söz ettiren Çağatay Öztürk, ‘Kod Adı İnsan’ adlı kitabıyla şimdi de yazarlığa soyundu. Kitabevi vitrinlerinde yerini alan bu ilk kitabı hakkında kendisiyle sizin için konuştuk.
Petshopgercegi.com: Sayın Öztürk, yeni çıkan kitabınız ‘Kod Adı İnsan’ otobiyografik unsurlar da içeriyor. Bu kitapta ağırlıkta olan, birey Çağatay Öztürk mü yoksa uzman psikanalist Çağatay Öztürk mü? Ele aldığınız konulara bakış açınızı kişisel mi yoksa profesyonel bir pencereden bakarak mı yorumlamalı okurlarınız?
Ç.Ö. Aslında kitabın adından da anlaşıldığı gibi, her ne kadar psikanaliz uzmanı olsam da ben de bir insanım. Kitapta uzman olarak toplumsal birtakım değerleri irdelerken bir yandan da ‘insan’ olarak Çağatay Öztürk’ün yaşamından örnekler vermek istedim. Sonuçta her insan gibi sizlerin yaşadıklarınızı yaşıyorum ve sessiz kalmıyorum. Dahası bir uzman olarak yaşadığımız birçok olayın neden ve niçinlerini sizlerle paylaşmak istedim bu kitapta.
Petshopgercegi.com: Kod Adı İnsan’ı yazma fikri nasıl oluştu? Bu kitapla hedeflediğiniz neydi, kitabınızın teşekkür bölümünde belirttiğiniz gibi okurlara umudun önemini hatırlatmak mi?
Ç.Ö. Saba Tümer’le Bu Gece adlı programa konuk olduğumun ertesi günü, Sistem Yayıncılığın sahibi Erdoğan Yenice benimle iletişime geçti. Daha sonra ondan gelen kitap teklifi üzerine o sıralarda yazmakta olduğum kitap Sistem Yayıncılık aracılığıyla okuyucularla buluştu. Aslında bu kitapta umudumuzu yitirmememiz gerektiği gibi daha birçok konunun önemini okuyucularla paylaşmak istedim. Uzun yıllar Londra’da yaşadığım için bu kitap aracılığıyla iki farklı toplumu da irdelemek istedim. İki toplum arasındaki benzerlikleri, farklılıkları paylaşmak istedim. En önemlisi de, herkese ‘önyargılarınızdan kurtulun’ demek istedim. Önyargılarla bir yere varılamayacağını anlatmaya çalıştım.
Petshopgercegi.com: Yeni bir kitap projeniz var mı, varsa konusunu öğrenebilir miyiz?
Ç.Ö. Aslında bu kitabımın raflardaki yerini yeni almaya başladığı bu günlerde ikinci kitabı yazmaya çoktan başladım bile. Konusu ve adını şimdilik sihri bozulmasın diye bana kalsın diyorum. Ancak yeni kitapla ilgili eğer isterseniz ilk röportajı sizinle yaparak sizin aracılığınızla duyurabiliriz.
Petshopgercegi.com:
‘Vücudum var, ama ben vücudum değilim,
Ruhum var; ama ben ruhum değilim,
Duygularım var, ama ben arzularım değilim,
Peki ben neyim?’
Kitabınızın ilk sözü öncesi yer verdiğiniz bu dörtlüğü kitabın bir özeti gibi mi düşünmeliyiz. Niçin bu dörtlük?
Ç.Ö. Bu bölümü kitaba koyma fikri yayınevimizin sahibi ve genel müdürü Erdoğan Bey’e aitti. Ben de bu dörtlüğü görünce hemen hiç tereddüt etmeyerek kitaba koyalım istedim. Derinliğini bu dörtlüğü okuyanlar sanırım çok daha iyi anlayacaklardır. Ayrıca kitabın tamamını okuduklarında sanırım neden bu dörtlük sorusunun cevabı daha iyi anlaşılıyor.
Petshopgercegi.com: Kitabınızda kendi duygularınıza da yer vererek, Londra’dan dönüşünüzde İstanbul’a adapte olma döneminizi yansıtmışsınız; ‘kayıp duygusu gibi, kaybolmuşluk gibi…’ şeklinde tanımlamışsınız bu dönemi ve buradan yola çıkarak bir psikanalist gözü ile adeta kendinizi incelemişsiniz, konuların bir kısmını kendiniz üzerinden ele almışsınız. Bu bilinçli bir seçim miydi, sebebi nedir?
Ç.Ö. Bu kitap aracılığıyla kendimi de yeniden keşfettim diyebilirim. Sonra ailemle ve babam ile olan ilişkimi de. Kitabı kendi yaşamımdan örneklerden yola çıkarak yazmamın sebebi; samimiyetimi bir anlamda yaşadıklarımdan örnekler vererek paylaşmak istememdi. Yaşamdaki olumsuzlukları kimi zaman benim de yaşadığımı ancak hiçbir zaman pes etmeden yoluma devam ettiğimi, hatta yaşadığım acılardan bile güç aldığımı herkesle paylaşmak istedim. Ben yaptıysam siz neden yapamayasınız diye sormak istedim herkese. Bilinçli olarak paylaşmak istedim yaşadıklarımla ilgili gerçekleri. Yaşamımda nelerden güç aldığımı gizlemeden başkalarına güç olsun istedim. Önemli olanın ‘nereden geldiğinizin değil, nereye gittiğinizin olduğunu’ insanlara hatırlatmak istedim. Kısacası hiçbir şey için geç kalmış değilsiniz demek istedim.
Petshopgercegi.com: Psikanalist olmaya nasıl karar verdiğinizi ve psikanalistlerin de zorluklar yaşayabileceğini ve ağlayabileceğini vurgulayarak, çok çarpıcı bir anınıza değinmişsiniz. Sizce ülkemizde psikanalistlere bakış açısı nasıl ve bu kitapta bu bakış açısını geliştirmeye yönelik bir hedef de var mıdır?
Ç.Ö. Türkiye’ ye ilk döndüğüm zaman mesleki anlamda gerekli kurumları aradım. Meslektaşlarımla bir araya gelmek istedim. Sandım ki aynı mesleği seçtiğimiz için aynı dili konuşabiliriz. Ancak bana destek olmak bir kenara neredeyse sahte diplomayla bu işi yapmaya çalışan bir insan muamelesi gördüm. Neredeyse geldiğin yer olan Londra’ya çek git mesajını aldım birçok uzmandan. Üzüldüm. Ama üzmek istemedim kimseyi. Üzüntüm bana güç verdi. Onlarla işbirliği yapmadan da bir şekilde yoluma devam edeceğimi aslında gördüm. Bu kitapta da bunları paylaştım. Türkiye’ye döneli neredeyse 3 yıl olacak. Sonuçta zaman beni haklı çıkardı.
Petshopgercegi.com: Psikanalist kavramını biz aslında ilk olarak sizinle duyduk dersek sanırım yanılmayız. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Ç.Ö.Psikanalistlik kavramı Türkiye için çok yeni bir kavram. Avrupa’da çok az üniversitede bu işin eğitimi veriliyor. Psikanaliz uzmanı olmak uzun, oldukça zahmetli ve masraflı bir süreçtir. Kolay değil anlayacağınız. Genelde psikanaliz kökenli bir psikoterapist olarak bizim toplumumuzda sanki biz uzmanların insan olma yanları bazen unutuluyor. İnsana özgü hata yapma hakkımız olabileceği çoğu zaman göz ardı ediliyor. Dolayısıyla bu kitap aracılığıyla biraz bunu da hatırlattım.
Petshopgercegi.com: ‘Her insan benim için yeni bir hayat demektir. Yepyeni şeyler öğrenirim her yeni sohbetimde. Benim için, keyifli bir sohbet çok doyurucu bir seks gibidir. Hiç bitsin istemezsiniz. Bitecek diye hüzünlenirsiniz. Ancak bu zevk sizi sonunda orgazma ulaştırır. Her sohbette kendinizi biraz daha fazla tanır, yaşadığınızı ve nefes aldığınızı daha bir derinden hissedersiniz. Kısacası insan olmanın ayrıcalığını hissedersiniz.’
Bu şekilde bir alıntı yaparsak kitabınızdan, bu cümlelerle çok radikal bir çıkış yaptığınızı ve kafamızdaki psikiyatr- psikolog imajlarını yerle bir ettiğinizi söylersek bu sizi nasıl etkiler, hedefiniz bu muydu?
Ç.Ö. Kafanızda nasıl bir psikolog ya da psikanalist imajı olduğunu bilemiyorum ama psikanalizde ilginç bilimsel bir gerçek vardır ki her fırsatta mutlaka yinelerim. ‘Duygu ve düşüncelerimize engel olamayız, ama davranışlarımıza istersek engel olur ve onları kontrol edebiliriz’ Dolayısıyla ben böyle tarif ediyorum yaşadıklarımı ve hislerimi. Farklı olmaktan hiç korkmadım. Neysem O’yum. Birilerinin hayallerini yıkmamak adına düşündüklerimi ve hissettiklerimi söylemekten kendimi mahrum etmek istemedim bu kitapta. Çok samimi olmak istedim.
Petshopgercegi.com: Kitabınızda eşcinsellik konusuna da yer vermişsiniz ve Türk toplumuna dair çarpıcı saptamalarda bulunmuşsunuz; örneğin aktif olarak eşcinsel ilişkiye giren erkeklerin kendilerini eşcinsel olarak görmemeleri gibi. Bu saptamanız Türk toplumunda ağırlıklı olan bir durum mudur ve toplumsal önyargının fazla olması ile de bir doğru orantısı var mı?
Ç.Ö. Aslında birçok erkeğin hemcinsleriyle cinsel ilişkiye girmesi gerçekten çok yaygın bir durum. Birçok kişinin aktif olarak hemcinsleriyle cinsel ilişkiye girmesi ancak kendilerini gizlemeleri ve kendilerini eşcinsel olarak görmek istemeyişleri toplumun önyargısından kaynaklanıyor. Türk toplumu cinsel bastırılmışlığın çok yoğun olduğu bir toplum. Birçok kişi cinsel bastırılmışlıkla büyütülüyor. Yetişkin olduklarında da cinsel tercihlerini toplumsal baskılar ve önyargılar nedeniyle gizliyorlar. Aslında biraz da kendilerini korumak için yapıyorlar bunu.
Petshopgercegi.com: Türk toplumuna yönelik bir eleştiriniz de ‘para kazanmak için ne yapsan mubah’ olgusunun popülerliğinin gitgide artıyor olması. Gelişmekte olan bir toplum olmamızla para ile gelen statünün önemi sizce paralel mi? Çözüm nerede?
Ç.Ö. Sanırım bu toplumsal bir bakış açısı. Yani ne kadar çok para kazanırsa kazansınlar bazı kişiler yine de para kazanmak için her yol mubah mantığından yola çıkarak yaşamlarını sürdürüyorlar. Örneğin belli meslek grupları var ki siz onların aylık maaşlarını ne kadar artırırsanız artırın onlar yine rüşvet almaya devam edeceklerdir. Az önce de belirttiğim gibi bu bir bakış açısı ve çözüm insanların zihniyetinin değişmesinde yatıyor!
Petshopgercegi.com: Kitabınızın en ilgi çeken bölümlerinden biri de medyayı ele aldığınız bölüm; ‘şizoid bir ortam’ olarak yorumlamışsınız TV programlarını. Bu durumun topluma negatif etkisinin de büyük olduğunu savunuyorsunuz. Medyada sansürün dozu ne olmalı bu durumda? Sansür değil sınır olmalı diyorsunuz, bu devlet eliyle mi olmalı ya da sosyal oluşumlar, dernekler vasıtası ile mi?
Ç.Ö. Sansür değil, sınır olmalı diyorum ısrarla. Bir şeye sınır getirmekle yasak getirmek aynı şey değil. Özellikle TV’ler konusunda RTÜK bence en kötü yönetim dönemini yaşıyor. Her şeyden önce çözüm olarak, medya kuruluşlarını denetleyen ve elbette uzmanlardan oluşan kurumlar olmalı. Medya kurumları birer okul değil, ancak bu kadar da başıboş bırakılmamalı diye düşünüyorum.
Petshopgercegi.com: Kitabınızın son bölümünde terapi hikayelerine yer vermişsiniz, bu konuyu başlı başına bir kitap olarak ele almayı düşünür müsünüz?
Ç.Ö. Bundan sonra yazacağım kitaplarda da mümkün olduğu kadar ‘kendilerinden izin almak’ koşuluyla danışanlarımın terapi hikayelerine yer vermeye çalışacağım. Ayrıca terapi hikayelerinden yola çıkarak bir kitap yazar mıyım, bunu zaman gösterecek.
Petshopgercegi.com: Bize vakit ayırdığınız, yazılarınızla sitemize yapmış olduğunuz değerli katkınız için, hayvan sevgisinin önemini her ortamda vurguladığınız için tüm hayvan dostları adına tekrar teşekkür ederiz.
Ç.Ö. Ben size çok teşekkür ediyorum.











Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın