'Don Kişot'un Gözüyle' kategorisi için arşiv

Türkiye’de ilk : En kapsamlı Hayvan Hakları Kitabı - Hürriyet 28/06/2008

Lütfen hayvanları koru-ma kanunun değiştirilmesine yardımcı olun.

Yasanın kabahatler kanunu kapsamından çıkması ve türk ceza kanunu kapsamı içine girmesi için destek verin. Parayı veren hayvanlara istediği işkenceyi yapmaya devam etmesin , il çevre müdürlüğünce değil mahkemelerce yargılama yapılsın , kişinin sabıkasına işlensin.

Bu eylem kabahat olarak değil suç olarak değerlendirilsin

Bugün hayvana kötülük yapan , yarın kadınlara , çocuklara , yaşlılara sonra tüm insanlığa da aynısını yapacaktır.

Bahsi geçen kitabımız hem alternatif yasa teklifini , hem bu konuda yapılan panelin tüm ses kayıtlarını , hukukçuların , psikayatrların , gönüllülerin bilimsel görüşlerini hem Mustafa Kemal ‘in bakış açısı ile kamuoyunda bir tetikleyici unsur olmasını istiyoruz.

Av Ahmet Kemal Şenpolat

HAYTAP Hukuk Danışmanı

Istanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı

buradan okuyunuz…

Yasa neden değişmeli? Ahmet Kemal Şenpolat

Tavuğa tecavüz edildi ,

devletimiz para kazandı ,

sapık serbest bırakıldı ,

işbu “kabahat” sabıkasına işlenemedi ,

yasa ile hayvana tecavüzün faturası belirlenerek tüm hayvanlara tecavüzün umum hane tarifesi olduğu tescillendi ,

büyük olasılık çevre il müdürlüğünün makbuz kesme format makbuzu halen bakanlıkça belirlenmediği için bu para da tahsil edilemedi ,

yapılan üzerine internet sitelerinde bir günlüğüne lanet okundu

ve yarın oldu ….olanlar unutuldu…

ta ki bir sonraki insan anasını babasını arkadaşını kesene , çocuklara tecavüz edene , dip kuyulara atana kadar

hayvanları koru-MA yasası var diye herkeşler sevindi , yasayı çıkaranlar göbek attı , uğraşanlar BEN VAR YA BEN..BU YASAYI BEN ÇIKARDIM diye marifetmiş gibi gündem oluşturmak için hava attı..

ortalama vatandaş “önce insanlar var , insanlara tecavüz ediliyor” diye Türkiye’nin ilkokul düzeyindeki eğitiminin Köy Entitülerinden beri bir adım bile ilerlemediğini tekrar dünyaya duyurdu , tescil etti .

bir kısım hayvan sever , yabancılar da yapıyor , benim memleketime , Türklere kimse laf söyleyemez dedi.

ko-medya günlük haberden reyting yaptı

o adam yarın bir insanoğlu ile evlendi , yüzlerce insan düğününe gitti , davulla zurnayla göbek attı !

bu hikaye hep böyle devam etti..

Milliyet

imza

Av.Ahmet Kemal Şenpolat

HAYVANLARA EZİYET DAHA NE KADAR KABAHATLER KANUNU KAPSAMINDA KALACAK ?

Köpeğe verilen kemik yardımseverlik değildir , Yardımseverlik , siz de köpek kadar açken paylaşılan kemiktir”JACK LONDONHAYVANLARA EZİYET DAHA NE KADAR KABAHATLER KANUNU KAPSAMINDA KALACAK ?

Kabahatler kanunu gerekçesinde , kabahat olarak adlandırdığımız fiiller idari suç olarak isimlendirilmiş ve bu tabir bir kısım yasalarda da kullanılmıştır. Bundan böyle suçlar adli suçlar ve idari suçlar olarak ikiye ayrılarak hukuk sistemimizde yerini almıştır. Türkiye’de ise yıllardan beri nedense Hayvanlara yapılan her türlü kötü muamele de idari suç

( kabahat ) olarak kabul edilmektedir.
HAYVANLARA EZİYET DAHA NE KADAR KABAHATLER KANUNU KAPSAMINDA KALACAK ? yazısını okumaya devam edin

Tüm dünya yanlış düşünüyor olamaz…Ahmet Kemal Şenpolat

Aşağıdaki internet haberinden de gördüğünüz üzere Hayvana kötü muamele edenler de mahkemelerde yargılanabiliyor..hatta hapis cezaları alabiliyorlar.

O nedenle 5199 sayılı yasa bir an önce değişip kabahatler kanunu kapsamından çıkmalı yargı yolu , mahkemeler yolu açılmalı. Bu fiili işleyen il çevre müdürnün huzuruna makbuz kesilmesi için çıkmamalı doğrudan mahkemeye çıkıp yargılanmalı hatta “suçu” kesinleşirse sabıka kaydına işlenmeli.

Sitede görebileceğiniz ‘Gerekçeli Hayvan Haklarını Koruma Yasası-Yasa Değişikliği Taslağı’nı klasör halinde Türkiye’nin önde gelen tüm ceza hukuku kürsüleri ile bakanlıklara , TBMM başkanlığına yolladık. Tekrar hatırlatmak istedim.

Tüm dünya yanlış düşünüyor olamaz…

Türkiye hayvanlara bakış açısındaki hukuk sistemini muhakkak değiştirmesi ve reform yapması gerekiyor.

Bugün hayvana eziyet yapan yarın büyük olasılık insana da aynısını yapacaktır , potansiyel suçluyu devlet elinden kaçırıyor.

http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=132564

Av.Ahmet Kemal Şenpolat
İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı

Ahmet Kemal Şenpolat yazdı: MUSLUĞU ANA VANADAN KAPATMAK …

Sordunuz mu kendinize bu şeytan sizin peşinizi ne zaman ve nasıl bırakacak ? Hele Türkiye ‘de bu kadar sorun varken ?

Size hemen çarpıcı örnekler vererek işe başlayalım konuya dilerseniz :

Bir çift köpekten 6 yılda ortalama kaç köpek ürer eğer kontrol etmezseniz biliyor musunuz ? hadi tahmin edin…100 mü ? 500 mü ? 2500’e ne dersiniz ? abartıyorum galiba değil mi ? gelin şunu 5000 diyelim…ne kadar büyük bir rakam değil mi..düşünsenize kısırlaştırılmamış iki çift köpekten 5000 tane sokak köpeği üreyebiliyor…yani ortalama küçük bir kasaba boyutu kadar …..her yer it kedi dolabiliyor..bunun çözümü ise itlaf mı ? toplu zehirleme ya da vurarak kent ortasında katliam mı yapmak ? …siz zaten öldürmeye başladığınız zaman doğa yasası gereği onlar bir batında 4-5 tane yavru yapacaksa kendi türünü korumak için bu sefer bir batında 10-12 tane bile yavru doğurabiliyor….yani itlaf da etseniz , barınağa da tıksanız , onlara zulüm de yapsanız , yurtdışına da yollasanız , Büyükada’da atalarımızın yaptığı gibi oralara atıp aç da bırakıp birbirlerine parçalatsanız sorunu çözemiyorsunuz….Kaldıki bu durumlar çözüm olsaydı biz belki bu eğitime katkısı olsun 7sinden 70 ine herkes bilgilensin gözlerini kapamasın diye bu dergiyi bile çıkarmazdık değil mi ? Bu yavrucaklar , bu masum canlara gözlerimizi kapamaz zorunda kalmaz içimizdeki merhamet duyguları bu kadar yoğun olmazdı…

Bu arada ben size samimi bir itirafta bulunayım mı…? Yukarıdaki rakamı lütfen 5000den altmışbine çıkarın…! Unutmuşum 5000’de kalmış…6 yılda 60000 hayvancağız..sokaklarda barınaklarda trafik kazalarında…itlaf ekiplerinin zehirli iğnelerinde…Kısırlaştırma bile bu kadar sayı ile başa çıkamaz…hem maliyeti , hem emeği gereği…altı üstü iki kedi köpeği kısırlaştırmamanın ulaştığı rakamın korkunçluğunu size bir kez daha vurguluyorum…tam altmışbin…!

ÇÖZÜM :

Bu yazıda amacımız asla üzülmek şikayet etmek ağlama duvarı olarak birbirimize dertlerimizi anlatmak değil. Amacımız çözümü de göstermek.

O zaman okumaya devam edelim. Türkiye’ye kaçak yollardan ( yani ithal edilen ) getirilen yavru köpekler, 200 ila 1000 dolara satılsa da, hızla üremesi sonucu bir süre sonra sokak köpeğine dönüşmekte. Bu canların maliyeti ise özellikle bunları eski doğu bloku ülkelerinden getiren beş parasız pulsuz yattığı yerden para kazanan bayanlar sayesinde büyük bir ticarete dönüşmüş durumda. Bir başka deyişle , bunların maliyeti onlara ortalama 10-20 dolar arasında ve bu yavru canlar poşetler içinde havasız ortamlarda yurda kaçak olarak sokuluyor. Petshoplara geldiğinde ise bu köpekler zaten yavru olmalarının getirmiş olduğu sevimlilikle hemen satılıyor…

Satılamayan yavrular zaten sokaklarda…satılanları da benzer akıbet bekliyor..sonra bir bakıyorsunuz İsviçre Alplerinde yaşaması gereken St Bernard köpeği Marmaris’te sokak köpeği olmuş..Neden ? sahibi bakamamış..yavru iken zevkini tatmış..canı sıkılmış..tüyü var , pisliği var , komşum istemiyor , çocuğum bakamıyor diyip kendini de kandırıp bir barınağın önüne atmış ya da sıcak bir iklim de çöplerden beslensin diye terk etmiş..

Öte yandan iç sayfalarımızda da göreceğiniz üzere Türkiye’de birçok Hayvan barınakları ölüm kampı haline geldi. Bu hayvanları burada tutarak zaten YAŞAMAYA MAHKUM ediyoruz. Bunu hangi merhamet kabul edebilir ? hangi vicdan , gözleri kapalı hayatta yaşayarak günlük yaşamına hiçbir şey olmamış gibi devam edebilir ? birileri nasıl olsa bu işi çözer diye kendini kandırabilir ?

Buyurun buradan yakın ? bu köpek sonradan ne yapar ? ne eder ? sakatlanır mı ? ilacını kim verir ? kim bir daha sahiplenir diye düşünmek yok ?

Sonra buyurun size 60000 tane cins sokak köpeği..itlafa hazır ..işkenceye hazır…kuduz vs gibi hastalıkların yayılmasına ve insan sağlığına tehdit…..

Biz İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu olarak ve Hayvanları Koruma Derneği ( Haykod ) ‘nin ve tabii ki diğer konuya bilinçli ve bilimsel olarak yaklaşan derneklerin de desteğini alarak 5199 sayılı Hayvanları Koruma Yasasında değişiklik önerisi üzerinde çalışıyoruz ve bu kaçak ithalatın/ihracatın durdurulması için yasa değişikliği vermeyi planlıyoruz. Tabii bu iş o kadar da kolay değil . bu işten , yani bu kanlı ve acımasız kapitalist ticaretten para kazanan , ekmek yiyen (!) bir o kadar da insan var..parasını kazandıktan ve yavru zevkini tadan insanlarımız oldukça da bunun önüne geçmek olası değil.

Öte yandan siz nasıl yurtdışına istediğiniz köpeği götüremiyorsunuz bu ticaretin bu aşamaya gelmesine neden olan gümrüklerde çalışan görevlilerin de birkaç dolar rüşvet uğruna bırakın hayvan katliamını kuduz vs gibi ülke insan sağlığına verdiği zararı da düşünün…yani 10-20 dolar rüşvet için oluşan pazara bakın..devletin vergi kaybı bir yana..kaçak ithalat adeta Nataşalar sayesinde körüklenmiş durumda ve onların üretmesine ve satmalarına izin verdikleri bu canlar sayesinde bu hanfendilerin 1 haftalık istanbul tatilleri de bedavaya gelmekte…Nasıl olsa Eminönü , Kadıköy , Surdibi gibi yerler sağolsun zabıtalarca o kadar işleri varken ! bir de itle köpekle mi uğraşacağız bu sıcakta diye denetlenmemekte…ama belki ileride kendi çocuğunu sokakta ısıracak bir köpekten bulaşacak kuduz hastalığı bilinci olmayan devlet memurundan bunu mu düşünmesini bekliyorsunuz ? ya da bir kaymakamın kalkıp da ben görevimi yaptım benim altımdakiler yapmıyor diyerek kendisini kandırmasını mı beklemek gerekiyor ?

Artık bu döngü bir ticari sektör haline gelmiş durumda. Bu döngüden ciddi olarak para kazanan tacir insanlar ortaya çıkmaya başladı. Düşünebiliyor musunuz ? bu zavallılar üzerinden para kazanma gafletinde bile bulunabilen insanlarla beraberiz her gün ? Sizce bunu binlerce fog balığını öldüren , kürk için hayvanları öldüren , balinları katledenlerden ne farkı var ?

İhaleyle barınak yönetmeye ve inşa etmeye kalkan ve bu işten her nasılsa kar elde etmek isteyen işini bilir , alaylı müteahitlerden tutun , yurtdışına gemiyle uçakla ( samur ,vizon ,pars ,ayı değil ) kedi köpek ihraç eden büyük iş adamlarına kadar… Hatta belediyelerden gelen paraları bilinçsiz olarak harcadıkları için ne kadar iyiniyetli olsalar da işi beceremeyen ama kendini kandıran , boş zaman eğlencesi olarak buralarda tutunmaya çalışanlar… Bu korkunç vahşi ticareti yapanların bahaneleri ise nasıl olsa sayemizde hazır..: Ölüm kampı haline gelmiş barınaklar , bu arada fırsat bulunca itlaf yapan belediyeler ve birbirini çekemeyen dernek yöneticileri. Yoksa yurtdışından gelecek ve sokak hayvanlarını öldürmek için “zehir” ya da kibar deyimiyle ötanazi ilacı almaya aracı olan , bunun karşılığında paraya boğulmak için aracı olmak isteyen dernekleri mi söyleseydim ?

Tüm bu gizli sorunların yanında , ölüm ve işkence kampı haline gelen hayvan barınaklarıyla da sorun çözülemeyecektir. İthalat ve ihracat trafiği ile musluk tepeden akmaktadır ama bizler yeri temizlemekle uğraşmaktayız. Yani , aslında tüm enerjimizi musluğu kesmeye adamamız gerekirken biz hâlâ kendini hayvansever diyen ancak belki sıradan vatandaştan hayvanlara daha fazla zarar veren kişilerin kaprisleri ile bilinçsiz olarak yapmış oldukları hataları temizlemekle zaman ve enerji kaybettiğimizi kime anlatabiliriz ? dibimizdeki “bizden” olan arkadaşımıza mı ?.

Küçük , insana özgü basit mücadeleler içinde aysbergin su üstündeki yüzeyini bile görmek istemiyoruz.

Nasıl olsa “can”larımızın dili yok ya ? Kimi kime şikayet etsinler ?

Ahmet Kemal Şenpolat
İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı