'Pet Shoplarda Yaşanan Hikayeler' kategorisi için arşiv Page 2 of 10



Kadıköy’den bir pet shop manzarası

Is nedeniyle 4 gunlugune Turkiye’ye geldim; ve gitmeden bir gun once yani

bugun (1 agustos) Kadikoy carsının icinde bir pet shop ile tartıstım. Cunku

gunesin altına koydukları tıkıs tıkıs kafesteki kopeklerin su kabında hic su

yoktu ve kendilerinden rica ettim su koymalarını (yanımda bir bayan daha

vardı tesadufen oradan gecmekte olan ve o da aynı sekilde mudahele etti

fakat daha sonra kufurlere dayanamayıp ayrıldı olay yerinden); gunde 3 kere

su verildigini yavru kopeklere, veterinerin de boyle tavsiye ettigini

soylediler once. Ben su koymalarında israr edince isitmedigim kotu laf

kalamadı oradaki bir bayan ve serseri kılıklı bir gencten. Neyseki en

sonunda ısrarla kapılarında durunca biraz su koydular (kedi kabında),

kopeklerin yerlerinden kalkacak halleri yoktu. Daha da su vermelerini

istiyorsam 600 dolar verip kopekleri satın alıp sularını verebilecegimi

soylediler.

Bilemiyorum ne yapılabilir? Bu arada yanımda bir grup Yunanlı vardı; ve

onlar da butun kavgaya tanık oldular. fakat bu grubu gezdirmekte oldugum

icin maalesef polise gidemedim (gitsem de ise yarar mıydı bilmiyorum). ve

yarın aksam Selanik’e geri donuyorum; ama aklımda o pis petshopta, bu konuda

ne yapabilirim, ilk yardım aklıma siz geldiniz. Fotograflarını da cektim.

————–

simdiden cok tesekkurler tum yardımlarınıza,

sevgiler

lale

Puppy

Senelerdir(26! yıl) annemi bir köpek almaya ikna etme çabalarımdan yorgun düşüp artık bu görevi kardeşime devretmiştim. Kardeşim de bu görevi en az benim kadar iyi bir şekilde ifa ediyordu. Gerek sokak köpeklerine sarılıp anneme duygusal pozlar vermek olsun, gerekse petshopların önünde çakılıp kalmak olsun görevi neyi gerektiriyor ise hepsini uyguluyordu. Ben ise artık bu konuda bir ümit beslemeyi bırakmış, annemin bu fobisine saygı duymayı öğrenmiştim. Kendimi sokak köpekleri, kedileri ve arkadaşlarımın minik dostlarıyla avutuyordum. Ama birgün hiç de beklemediğim bir anda, kardeşimin petshoplardan birinden annemi arayarak yapmış olduğu eylem, mucizevi bir şekilde amacımıza ulaşmamızı sağladı. Annem bir köpek edinmemize onay vermişti sonunda. Bu kaçırılacak bir fırsat değildi hemen harekete geçmeliydik!Bu nedenle hiçbirimizin içi rahat etmese de barınaklar yerine petshoplara yöneldik.

Gittiğimiz ilk petshopta bizi bekliyorlardı. Küçücük kafesler içindeydiler, upuzun yolları aşıp gelmiş, birbirlerine sokulup birbirlerinden güç almaya çalışıyorlar, kendilerine biçilen fiyatları dinliyorlardı. Onların özellikleri anlatılıyordu, övülüyorlardı neden bu kadar para ettiklerine sebepler sıralanıyordu. Onların canlı olduğundan sanırım haberleri yoktu onları satanların. Maldı onlar sadece onların gözlerinde … Ama söylediğim gibi o kadar çok istiyorduk ki bir küçük dostumuz olmasını vicdanımızı kısa bir süreliğine susturarak gittiğimiz ikinci petshoptan kucağımızda küçücük bir cavalier king charles yavrusuyla çıktık. Dünyalar bizim olmuştu, hem küçük yavru da sevgi dolu bir yuvada yaşayacaktı, onu oradan kurtarmıştık vicdanımızı böylelikle rahatlatarak eve döndük. Herşey çok güzeldi sabah erkenden yataklarımızdan fırlıyorduk (ki zaten heyecandan uyuduğumuz söylenemez) hepimiz Puppy’nin başında buluyorduk kendimizi. Herşeyi dedikleri gibi yapıyorduk önerilen mamayı yediriyor, tuvalet eğitimini vermeye çalışıyor onunla konuşuyorduk. O ise kocaman gözleriyle şaşkın şaşkın bizi seyrediyordu.

Fakat, bu pürüzsüz süreç sadece 3 gün sürdü . Üçüncü günde Puppy’nin karnında sivrisinek ısırığı gibi kızarıklıklar gözümüze çarptı, kaşınmaya başladı. Aldığımız petshopun veterinerine (ki emin değilim veterinerlik belgesi hiç gözüme çarpmamıştı) götürdük. Pire damlasını yapıldığı halde tekrarlandı. Ama içim rahat değildi, hayvan hastanelerinden birine daha gittik orada da farklı birşey önerilmedi. Biz ilk köpeğimiz olmasından dolayı fazla endişelendiğimizi düşünmeye başlamışken Puppy’nin tüyleri dökülmeye başladı parça parça ve kırmızılıklar ortaya çıkmaya başladı. Tavsiyeyle Puppy’i götürdüğümüz veteriner patolojik testlerden sonra Puppy’nin mantar olduğu teşhisini koydu.

Küçücüktü ve mantar heryerini sarmıştı,yaralar vardı heryerinde, kaşıyarak kanatıyordu yaralarını. Uyuyamıyordu, uyuyamıyorduk… Ağlıyordu ağlıyorduk… Bu süreçte Puppy çok ağır antibiyotik iğneleri oldu ve bu nedenle diğer aşıları ertelendi. Aşıları olmadığı için hasta olma olasılığı verdı ve bu çok büyük bir tehlikeydi. Neyse ki Puppy’nin mantarı yaklaşık 2 ayda geçti. Ben 2 ayımı sadece ona verdim tüm işimi gücümü bıraktım, yere basmaması gerektiği için onu kucağımdan indirmedim başka bir hastalığı çıkmaması için hep dualar ettim. Ne harcadığım zamana ne de paraya üzülüyorum sadece Puppy’nin günler boyunca çektiği acılara üzülüyorum. Onun şirinliğini ve masumluğunu bir ticari meta olarak kullanan zihniyete kızıyorum. Hasta olduğunu söyleyince size yenisini verelim diyenlere kızıyorum. Onlara prim sağlayan kendime kızıyorum.

Ve en son olarak, Puppy şimdi 15 aylık çok mutlu ve şımarık bir çocuk oldu. Benim de hayallerim güçte olsa gerçek oldu ve artık annem köpek fobisini yendi…

kedimi az kalsın kaybediyordum…

evlendiğimizin ilk günlerinde evimizi bizimle birlikte paylaşacak sevimli bir kedi almaya karar verdik eşimle. ilk tercihimiz vitrinden beyendiğimiz bir iran kedi yavrusuydu. O heyecanla ne yaptığımızın bile farkında değildik… kedimiz ( nano’muz ) ilk 4 gün çok mutlu, sürekli oyunlar oynayan ve sağlıklı bir kediydi. 4. günün akşamı kedimiz birden bire hastalandı. nefes almakta zorluk çekiyordu. bir çok veterinere götürmemize rağmen durumu her gün daha kötüye doğru gidiyordu. sabahlar, akşamlar boyunca hiç uyumadan başında ağladık durduk.. ufacık kedimiz sanki 90 yaşındaki bir insan gibiydi. son çare olarak bir veterinere daha götürelim dedik ve işte o mucize o gün gerçekleşti. artık ölecek, yapacak bir şey yok diye teselli etmeye çalışan veterinerlere inat Nano’muz 1 gün içinde ayağa kalktı ve sizlerle birlikte yapacağımız çok şey var dercesine aramıza tekrar katıldı. 1 ay boyunca tedavisi sürdü ve şimdi 3 yaşında koca bir kız artık o.

www.kedilik.com - kedidir ne yapsa delidir.

Çengelköy’deki Boğaziçi Pet Shop Hakkında…

http://tirmikizi.blogspot.com/2006/02/ataque-saldr.html

Bu yazı 2006ya ait, o günden beri koşullarında hiçbir değişiklik olmadı, hakkında birçok şikayet dilekçesi olan bu pet shopun denetiminden sorumlu olan İstanbul Tarım İl Müdürlüğü ve İstanbul İl Çevre Müdürlüğü niçin ilgilenmiyor? Ve yıl 2008 Boğaziçi Pet Shop halen açık…İstanbul Tarım İl Müdürlüğü denetliyor VE BURASININ FAALİYETİNE HER YIL ONAY VERİLİYOR.

İstanbul İl Tarım Müdürü Sayın Ahmet Kavak, sadece fotoğraflardan dahi bu hayvanların uygun koşullarda barındırılmadığını görebilieceğiniz bu pet shopa nasıl oluyor da faaliyet izni verilebiliyor?

DİKKAT!..

Sizleri bir konuda uyarmak istiyorum daha doğrusu bir yer hakkında..Burası B eşiktaşta bulunan XXX XXX Çarşısının en alt katında yer alan XXX PET SHOP.Sözde kendileri firma olarak ve firma sahibi olarak bu işle çok eskiden beri yani söylediklerine göre 25-30 yıldır uğraşıyorlarmış.Dükkan sahibinede esas mesleğiniz ne dendiğinde kendisini ‘veteriner’ olarak tanıtıyor fakat daha sonra öğrendikki kendisinin veterinerlikle alakası olmadığını..Yani böyle söylüyorki müşteri ona inansın istediğini müşteriye satabilsin..Tabii yapılan rezillik bununla kalmıyor bide bakıyoruz ki tarihi geçik mamalar satılıyor dükkanda.Kendilerine dönüp soruyoruz ‘bu mamanın neden tarihi geçik?’ diye verilen cevap ‘gözümüzden kaçmış’ oluyor,bizde peki insanlık halidir diyoruz(aslında bu konuda insanlık hali olmaz ama).Bu olay daha sonra birdaha başımıza geliyor bu sefer biz ordaki çalışanlara sormadan bazı mamaların tarihlerine bakıyoruz ne görelim dersiniz? dükkandaki mamaların yarısının tarihi geçik..İlgili yerlere şikayetimiziz bildirdik fakat bir sonuç alamadık..Tavsiyem burdan alışveriş yapan arkadaşların çok dikkatli olması gerekli..Hee unutmadan açık mamada satıyorlar bence sakın açık mama almayın.Paket mamaların tarihi geçikse siz düşünün açık mamalar nasıldır kim bilir?Ben bu yazıyı bir insanlık görevi olarak yazdım çünkü minik dostlarımız bizler için çok önemli…Saygılar,sevgiler (havhav)