--------------------------------------------------------------------
Dilekçe Türk toplumu için öcü müdür?
Gelişmiş ülkelerde bireyler vatandaşlık haklarını kullanmaktan korkmazken, biz neden dilekçe yazmaktan dahi imtina ediyoruz?
Çeşitli konularda mağdur ve şikayetçi olanlardan yola çıkarak bir soru yöneltmek istiyorum. Demokrasinin en güzel yanlarından biri olan vatandaşlık haklarımızı kullanmak ve mağduriyetimizi devlete bildirmekten, mağdur olduğumuz konu devletin hangi kurumunun alanına giriyor ise o kuruma bir adet dilekçe yazmaktan ve derdimizi aslında çözebilecek olan tek kuruma anlatmaktan neden korkuyoruz?
Tüketici haklarından tutun da bizim konumuz olan hayvanlarla ilgili mağduriyetlere dek geniş bir yelpazede yöneltiyorum bu soruyu.
Bunun cevabı ne olabilir, alternatif cevapları düşünelim. Hayvan hakları konusunda gönüllü çalışmaya başlamadan önce vereceğim cevap şu şekilde olurdu: Vatandaşlık haklarımızı bilmiyoruz, eğitim düzeyi düşük bir toplum olduğumuz için bilmediğimiz vatandaşlık haklarını kullanamıyoruz. Şu anda ise bu cevabın, ‘bilsek kullanırız elbette haklarımızı, kimse öğretmedi ki gariban halkımıza’ şeklinde iyi niyetli yaklaşımın çok gerçekçi olmadığını üzülerek görüyorum.
Ne yazık ki sorun bu değil, ne yazık diyorum çünkü bunun çözümü uzun vadeli de olsa eğitim düzeyimizi yükseltmek olabilirdi. Oysa artık sorunun bu olmadığına emin olduğumu, hayal kırıklığı içerisinde ve içtenlikle belirtmek istiyorum.
Sitemizin konusu olduğu için hayvan haklarından örnek vermek gerekirse yaklaşık üç yılı aşkın süredir edindiğimiz deneyimlerimizi şu şekilde paylaşmak isterim. Bizlere birçok mağdur şikayeti gelmekte; siteye örnek dilekçe dahi koyduk, sebebi ise eğitimsizlik açıklamasını referans alıyor diyebiliriz, yani dilekçe nedir ve nasıl yazılır bilinmemesi halinde tek yapılması gerekenin kopyala yapıştır olduğu örnek dilekçe…
Şahsi görüşüme gelirsek, örnek dilekçe koymak gereksiz gelmişti; çünkü internette ’search’ yapmayı, üye olup siteye yazı yazmayı, derdini internet ortamında anlatmayı becerebilen ve buna vakti olan kişiler, yine aynı şekilde dilekçe diye arama yaparak nasıl dilekçe yazılır kolayca birçok kaynaktan bulabilir mantık çerçevesinden bakıldığında. Fakat talep üzerine yine de koyduk ve sonuç değişmedi.
Nedenini gerçekten anlamıyorum ve bu benim umudumu azaltıyor, üzülüyorum. Bu kadar ağlayan, üzüntüden gitti gidecek zannettiğiniz bir pet shop mağduru, nasıl oluyor da iki gün sonra ayni pet shop’tan yeni bir hayvan verilince tüm konuştuklarını unutup hayatına devam ediyor; ve ikinci aldığı hayvan da hastalıklı çıkıp öldüğünde yüzü renk değiştirmeden tekrar bize başvuruyor. Tepkiler bu kadar mı yalan, hadi madem bu kadar rahatsınız bu konuda, abartılı tepkileri neden veriyorsunuz, bu dengesizlik nasıl olabiliyor, vs şeklinde uzayıp gider bu sorular…
Yazının başında yönelttiğim soruya diğer bir alternatif cevap ise-dilekçe yazsak bir sonuç alınmıyor, nasılsa bir işe yaramıyor-yaklaşımı. Ama demokratik bir ülkede özellikle genç neslin biraz daha idealist ve talepkar olması gerekmiyor mu? Bir yerlerden başlamak, bu adımlar sonuç vermezse neden olmadığını sorgulamak gerekmiyor mu? Ve de bir dilekçe dahi vermediğiniz sürece kimden neyi düzeltmesini bekleyebilirsiniz, size verilmiş hakları kullanmaya üşeniyorsanız, korkuyorsanız, vs… – neyin şikayetini kime anlatıyorsunuz?
Özetle; benim aklım fikrim almıyor, Freud ‘un bir zamanlar Amerika için yaptığı tanımlama ’sosyal felaket’ bu mudur bilmiyorum. Ama eğer yaşasaydı, özellikle bu konuyu detaylı incelediği ‘Grup Psikolojisi’ isimli bir eseri bulunan psikanalizin babasını dahi bu kapasitemizle şaşırtacağımıza ve teorilerini gözden geçirmesine sebep olacak potansiyelimiz olduğuna oldukça eminim!
Ya da Aziz Nesin’in Türk toplumuna dair ironik tespitinde mi aramalıyım cevabı bilmiyorum.
Açıkçası, herkes kadar benim de vaktim değerli ve yukarıda bahsi geçen kitle için saniye ayırmayı beyhude buluyorum artık; bu tipoloji nasıl silkinir ve kendine gelir bilmiyorum.
Gerçek mağdurlar, köle ticaretinin kurbanları için buradayız ve olmaya da devam edeceğiz. Vatandaşlık haklarını, demokratik haklarını kullanan tüm gerçek hayvan dostlarına umudumuzu taze tutmakta vermiş oldukları destekten dolayı teşekkür ediyorum.
Burcu, petshopgercegi.com











Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp ben her zaman bu söze inanmışımdır.Ben petshop maduruyum sitesinizde bu konuya yer vermiştim. Fakat maduriyetimi madurum diyerek bırakmadım ve gerekli yerlere dilekçemi verdim 3gün sonrada hakem heyetinde savunmamı yapıcam.İnsan haklarını savunduğunda gerçekten kendini bir nebzede olsa güçlü hissediyor.Herkese tavsiyemdir.Hakkınızı savununki herkez işini disiplin altında ve kanunlar eşliğinde titizlikle yapsın.