'Çağatay Öztürk Hayvanlar Diyarında!' kategorisi için arşiv

KÖPEKLERİ KISKANIYORUM!

KÖPEKLERİ KISKANIYORUM!

Geçtiğimiz gün 4 günlük kısa bir seyahat için New York’a gittim. Her zaman olduğu gibi New York gibi dünyanın en karmaşık ve kalabalık şehirlerinden birinin en önemli caddelerindeki eşsiz alışveriş merkezlerinde ve büyük otellerinde çok önemli bir nokta dikkatimi çekti. Köpeklerin sahip olduğu özgürlük!

İşin açıkçası kendimi Türkiye’deki bazı insanların yerine koyunca oradaki köpekleri ve onların özgürlüklerini kıskandım açıkçası. Amacım kimseye veya bir kuruma hakaret değil. Özellikle güzelliklerle dolu ülkemiz Türkiye’yi kötülemek amacında hiç değilim. Ancak birçoğunuz benim yerimde olsaydınız aynı duyguları hissederdiniz sanırım. Köpekler New York’ta gerçekten çok özgür. Neredeyse her mağazaya girebiliyorlar. Birçok yerde onların sosyal yaşamda yer almaları için ilginç tabelalarla karşılaşıyorsunuz. Kısacası köpekleri hayatın bir parçası olarak görüyor ve bunun içinse ne gerekiyorsa yapıyorlar New York halkı. Belki birçok kişinin karşı olduğu Amerika, ya da emperyalist düzen ne yazık ki bu görüntüler sayesinde övgüleri hak ediyor. Hal böyle olunca da New York’taki o eşsiz özgürlük heykeli de daha bir anlam kazanıyor. Sonra düşünüyorum Amerika’da köpeklere verilen özgürlükler bizim ülkemizdeki köpeklere verilemez mi. Köpeklere verilmesi gereken özgürlükler bir yana bazen her canlıya ait yaşam hakkı bile ne yazık ki kedi ve köpeklerin elinden alınıyor neredeyse. Gün geçmiyor ki sokakta, yol kenarlarında bir köpek ölüsüne veya kedi leşine rastlamayalım.

Belediye seçimleri yaklaşıyor diye göz boyamak için yol yaparak adeta birbirleriyle yarışan belediyeler, nerede diye sormak istiyorum. Lüks makam araçlarında oy aldıkları mahallelerden, sokaklardan geçerken benim ve birçok kişinin gördüğü kedi-köpek leşlerini görmüyorlar mı? Görüyorlarsa bir şey yapmak akıllarına gelmiyor mu? Üzücü gerçekten çok üzücü!

Hayvan sevgisi çocuk yaşta verilmeli diye düşünüyorum. Kimi zaman çocuklarında hayvanlara zulmettiklerini görüyorum. Adeta işkence ediyorlar birçok sokak kedisine ve köpeğine. Aileleri bu çocuklara hayvan sevgisini hiç vermiyorlar mı? Hayvan sevgisi ve bu konudaki bilinç çocuklara okullarda da anlatılmalı.Hatta okullarda ders olarak okutulmalı diye düşünüyorum.

İnsanların özgürlükleri ve özgürlük alanlarının bile ciddi endişelere maruz kaldığı güzel Türkiye’mizde hayvanların özgürlükleriyle ilgili böyle bir istekte bulunmakla acaba çok fazla bir şey mi istemiş oluyorum? Buna siz karar verin.

Hepinize mutlu yarınlar ve hayvan sevgisinin daim olduğu güzel bir toplum diliyorum. Allah kedileri, köpekleri ve tüm hayvanları başımızdan eksik etmesin.

Saygılarımla,

Çağatay C. Öztürk
Uzman Psikoterapist

oztuc@aol.com
www.cagatayozturk.net

Veterinerlik Yapmak Yerine, Elma Armut Satın!

Sevgili hayvan severler,

Bir önceki yazımı okuyanlar hatırlayacaklardır. Köpeğimden özür dilemiştim. Çünkü az kalsın istemeden onun sakatlanmasına sebep olacaktım. Ancak ne var ki Türkiye’de çok değerli veteriner hekimlerimiz var. Onlar sayesinde en çok sevdiğimiz varlıklarımız, köpekler ve kedilerimizin daha kaliteli yaşam sürmelerini yardımcı olabiliyoruz.

Köpeğim Zeyna’nın başına gelen istemeyen kaza neticesinde daimi veterinerimiz Bebek’te bulunan Vet Station’ın, işlerini çok severek yapan ve gelecek vaat eden değerli genç veteriner hekimleri Remziye ve Dilek Hanım Zeyna ile özel olarak ilgilenmişlerdi. Ancak Zeyna’nın geçirmek zorunda olduğu ameliyatı kendileri gerçekleştiremeyecekleri için beni mezun oldukları üniversitenin hocalarına yönlendirmişlerdi. Bunu çok iyi niyetli ve hocalarına sonsuz bir güven duygusu içinde yapmışlardı.

Bende onların tavsiyeleri üzerine Zeyna’yı hiç vakit kaybetmeden onların yönlendirdikleri veteriner hekime götürdüm. Zeyna için gerekli olan çekilen iki adet bacak film için benden 175.oo YTL isteyen Veteriner hekim, Zeyna’nın operasyonu içinse akıl almaz ve benzer semtlerde bulunan veteriner hekimlerin istediği rakamın iki katından fazlası bir rakam isteyince oradan hemen uzaklaşmak istedim. Aslında daha önce başıma böyle bir olay gelmediği için, fiyatlardan haberdar değildim. Ne var ki bahsettiğim veteriner hekimin vücut dili kendini ele vermişti. Yani o da istediği rakamların astronomik ve normalin çok üzerinde olduğunun farkındaydı sanırım. Bunu açıkça söylemese de bir psikoterapist olarak onun vücut dilinden bunu anlamak zor değildi benim için. Bu nedenle o semt ve daha yüksek fiyatta olacağına kanaat getirdiğim farklı semtlerdeki veterinerlik kliniklerine filmleri götürüp sordum. ‘Eğer bu iki adet film sizin kliniğinde çekilmiş olsaydı, kaç para isterdiniz?’ Diye. Aldığım cevaplar beni o kadar şaşırttı ki ‘kazıkçı’ veteriner hekim ile ilgili başıma gelen bu tatsız olayı ders olsun diye yazmak ve sizlerle paylaşmak istedim. Kliniklerden bir tanesi Benden iki adet bacak filmi için 175.oo YTL isteyen veteriner hekimin çektiği iki adet filme yakın semtlerdeki farklı klinikler, 50.oo YTL, diğeri 60 YTL, bir diğeri ise 30 YTL istemişlerdi.

Bu arada Zeyna’nın bacağına takılacak ve iki ay sonra çıkarılacak platin için malzemeden bile kar etmeyi amaçlayan veteriner hekim platin fiyatı içinde astronomik rakam istemişti. Yani ameliyatı o yapmış olsaydı bir kazıkta platinden atacaktı.

Tam bir hayvan sever olan bir anlamda öksüz hayvanların annesi değerli dostum Semra Bicioğlu sayesinde tanıştığım bir veteriner dostumuz aracılığıyla, Veteriner hekim Prof. Erdem Acar ile tanıştım. Erdem Hoca ve eşi Meral Hanım Zeyna’nın ameliyatını büyük bir şefkat ve titizlikle yaptılar. Aklımda hiçbir soru işareti kalmadan. Kazıklanmadan ve güvenle Erdem Hoca’nın kliniğinden çıkarken, iyi ki varsınız Erdem Bey ve Meral Hanım dedim kendi kendime.

Amacım insanların kazançlarına engel olmak ya da birilerini karalamak değil. Bu nedenle Dilek ve Remziye Hanım’ın beni yönlendirdikleri hocalarının adını vermiyorum. Ancak bu olayı sizlerle paylaşmak zorundaydım. Bu veteriner hocaya beni ilk yönlendirdiklerinde Dilek Hanım, ‘Hocamız o kadar idealist ki üniversiteden bile istifa etti’ demişti. Sanırım daha kısa yoldan fazla para kazanmak için istifa etmiş hocanız Dilek Hanım.

Bazı meslekler vardır ki, o mesleklerde maneviyat biraz ağır basmalıdır. Tıpkı veterinerlik, psikoterapistlik, doktorluk gibi! Çünkü şefkat ve güven olamadan yapılmaz bu meslekler.

Bu meslekler daha fazla özveri ister. İnsanların duygusal boşluklarından çok yararlanacağınız mesleklerdir bunlar. Eğer amaç sadece para kazanmak ya da birileriniz kazıklamaksa bazı veteriner hekimler elma, armut satmalılar. Hiç olmazsa sattıkları meyveler çürük çıktığında insanlar o kadar üzülmez.

Olmadı ……..Bey! Sizden yaşça çok küçük olan meslektaşlarınız ve öğrencilerinizi mahcup ettiniz. Hiç yakışmadı. Amacım söz dalaşı yaratmak değil. Hayvan hakları konusunda ve hayvan severler konusunda şaibe içerisinde olan ülkemizde birde böyle fırsatçı ve kazıkçı veterinerlerin gerçek hayvan severleri hayvanlardan soğutmaya hakkı yok. İşte bu kazıkçı veteriner hekimlere en büyük tavsiyem günün birinde azınlıkta olan gerçek hayvan severleri eğer hayvanlardan soğutmaya kalkarsanız bunun zararını ilk önce sizler görür ve Yardımcı Doçent bile olsanız işsiz kalırsınız. Biraz insaf! Kimse ağaçtan para toplamıyor.

Bilgisi konusunda hiçbir şüphe duymadığım ve adını vermediğim bu veteriner hekim umarım fiyat listesini bir kez daha gözden geçirir.

Bu olay sayesinde öğrendiğim şaşırtıcı bir nokta da veterinerler odasının belirlediği fiyat listesinin daha altında fiyat verilirse o veterinerleri odaya şikâyet edebiliyormuşsunuz. Bunun adı ticaretmiş her veteriner istediği astronomik rakamı hayvan sahiplerinden talep edebiliyormuş. O zaman bununda bir bedeli var. Adınız Kazıkçı’ya çıkar!

Bir kez daha birçok üniversite hocasına ve deneyimli veteriner hekim’e örnek olacak düzeyde, işlerini son derece etik kurallar çerçevesinde yaptıklarına inandığım Dilek ve Remziye Hanım, iyiki varsınız.

iyi ki varsınız Prof. Erdem Acar ve Veteriner Hekim Meral Acar.

Binlerce teşekkürler!

Cağatay C.Öztürk

Psikoterapist

oztuc@aol.com

Köpeğimden Özür Diliyorum!

Sevgili hayvan severler,

Geçtiğimiz günlerde birçok kitap ile dopdolu olan kitaplığımın arkasına düşen resim çerçevesini alayım derken, belki de hayatımda ilk defa huzursuzluğunu ömür boyu taşıyacağım bir olaya zemin hazırlıyordum. Tam kitaplığın arkasındaki çerçeveye uzanayım derken kitaplık devriliverdi. Tam o sırada köpeğim Zeyna kitaplığın altında kalmamak için kaçayım derken ne yazık ki açık olan camların cereyan etmesiyle beraber kapanan kapı yüzünden Zeyna fazla kaçamadı. Bir anda kitaplık Zeyna’nın üzerine devrildi. Zeyna’nın çığlıkları ve kendini oradan oraya savurması gözümün önünden gitmiyor. Ayrıca olayın üzerinden iki gün geçmesine rağmen kımıldamakta bile güçlük çeken bebeğimin o hareketsiz hali ve durgun yüz ifadesi geçen her an vicdanen daha rahatsız olmama sebebiyet veriyor. Her ne kadar kitaplığı Zeyna’nın üzerine bilerek düşürmediysem de bu olaya sebebiyet verdiğim için ve daha dikkatli olmadığım için kendimi ömür boyu affetmeyeceğim.

Bu yaşadığım tatsız kazanın ardından tabii ki soluğu Vet Station’da aldık. Oranın çok değerli ve bana göre fahri psikolog veteriner hekimleri Remziye ve Dilek Hn, sağ olsunlar gerekeni yaptılar. Zeyna’nın ağrı çekmemesi için ne gerekiyorsa yapıldı. Ancak Zeyna’nın bacağı kırılmıştı ve ameliyat olması gerekiyordu. Belki Zeyna ameliyatını olduktan sonra eskisi gibi koşup oynayabilecek ama ben kendimi gerçekten bu olayla ilgili hiç affetmeyeceğim.

Buradan bu yazı ve değerli site aracılığıyla Köpeğim Zeyna’dan özür diliyorum. Gerçekten çok ama çok büyük özür diliyorum Zeynacığım senden. Ayrıca söz veriyorum bundan sonra çok dikkatli olacağım. Umarım en kısa zamanda eski sağlığına kavuşursun. Bu konuda da veterinerlerimize güvenim sonsuz. İyiki değerli veterinerlerimiz Dilek ve Remziye Hanım var. Ve iyi ki varsın Zeyna. Bu arada seni unuttum sanma Clara! (Clara benim Yedikule hayvan barınağından evlat edindiğim Pinscher cinsi bir melek). Sende iyi ki varsın benim Kara Meleğim.

Çağatay Öztürk

Psikoterapist

www.cagatayozturk.net

Zeyna

Köpek ve Kedi Terapisi

a

Bu sitede yazmama sebep olan sadece içimdeki hayvan sevgisi değil şüphesiz. Bir psikoterapist olarak hayvan sevgisinin sayısız yararlarını da sizlerle paylaşmak istiyorum.

Londra’da staj yaptığım bir hastanede Amerikalı bir meslektaşımın aceleci koşuşturmacası dikkatimi çekiyor. Bernard neden bu kadar acele ediyorsun? Bir yere mi yetişmen gerekiyor? Diye soruyorum. Bana verdiği cevap karşısında hem çok şaşırıyor hem de seviniyorum. Bayan Atkinson’a köpeğimi götürmem gerek. Bugün günlerden Salı diyor Bernard.

Hayrola bir yere gideceksin de köpeğini bakması için ona mı bırakacaksın diye sorduğumda; hayır diyor, kanser hastası olduğu için haftanın belli günlerinde bayan Atkinson köpeğim Dolly ile zaman geçiriyor. Amerika’nın birçok yerinde bu İngiltere’den daha yaygın. Yani kanser ve bağışıklık sistemini çökerten diğer birçok riskli hastağın tedavisinde, kediler ve köpekler ile ruhsal tedavi yapılıyor. Bernard Amerika’da bunun için özellikle kiralanan hayvanlar var diyor ve bu tedavinin önemini anlatıyor uzun uzun.

Henüz hastanede yeni staj yaptığım dönemler. Bu nedenle şaşırıyorum. Oysa ki zamanla kedi ve köpek terapisi diye bir kavram ile karşılaşıyorum. Hem üniversitedeki eğitim süresince hem de çalışma hayatım boyunca defalarca kez kedi ve köpek terapileri ile ilgili seminerlere katılıyorum ve birçok kişiye bu konuyla ilgili tavsiyelerde bulunuyorum.

Kedi ve köpeklerin tüylerinden yayılan enerji dalgaları sayesinde kişideki negatif enerji akımı farklı bir yöne transfer oluyor. Bu sayede de hasta olan kişi birçok endişeden, panik halinden kurtuluyor hatta kendini halsiz ve fiziksel olarak güçsüz hissetmiyor.

Biz psikoterapistler riskli hastalıklara (Kanser, HIV – AIDS gibi..) karşı yaşam mücadelesi veren birçok kişiye ruhsal anlamda kendilerini iyi hissetmeleri ve onların fiziksel olarak olumlu enerji akımından faydalanmaları için kedi ve köpek sahibi olmalarını öneriyoruz. Yalnızca onlara mı? Elbette ki hayır!

Depresyon eşiğinde olanlara, sevdikleri kişileri kaybedenlere, çocuk sahibi olamayanlara, ergenlik döneminde olup bunalım geçiren gençlere, yaşları küçük olup sorumluluk almakta zorlanan çocuklara ve daha birçok durumda kedi – köpek sahibi olmalarını öneriyoruz.

Aslında kedisiz ya da köpeksiz bir ev düşünemiyorum ama kedi – köpek sahibi olmadan önce dikkat etmeniz gereken en önemli nokta onların yaşam sürelerini göz ardı etmemek. Yani yaklaşık 10 ile 15 yıllık bir sorumluluk için yaşam şartlarınız uygunsa kedi – köpek sahibi olmanız için kanser ya da HIV virüsüne sahip olmanız gerekmiyor. Belki yaşama onların gözünden bakmayı ancak onlara yakın olarak başarabilirsiniz.

Çağatay Öztürk ile Sohbet

Çağatay Öztürk hakkında:

İlk – orta ve lise öğrenimini Türkiyede tamamlayan Çağatay Öztürk Yüksek Öğrenimini İngiltere’de tamamlamıştır. Önlisansını Psikoloji ve Sosyoloji ağırlıklı bir alan üzerine Middlesex Üniveristesinde Sosyal Bilimler Fakültesinden mezun olarak tamamlayan Çağatay Öztürk ek bölüm olarak Film üzerine eğitim almıştır. Yüksek lisansını da yine Middlesex Üniversitesinde Psikanaliz alanında tamamlayan Öztürk yüksek lisans araştırmasını Oxford Üniversitesinde yapmıştır.
Gerek Londra’da bulunan Ulusal Sağlık Servisi, gerekse özel olarak kendi kliniginde psikoterapist olarak çalışan Çağatay Öztürk Kasım 2006 ayında Türkiye’ye kesın dönüş yapmıştır. Halen İngilterede bulunan ‘Tamamlayıcı Tıp Derneği’ – Complimentary Medical Association üyesi olan Öztürk Middlesex Üniversitesinde PhD (Doktora) araştırmasını sürdürmektedir.
www.cagatayozturk.net

Çağatay Öztürk çok yakında yazılarıyla bizlerle….
Sohbet:
Sayın Öztürk, öncelikle kliniğinizden biraz bahseder misiniz? Psikanalitik terapi yapıyorsunuz, ağırlıklı olarak hangi konularda hizmet veriyorsunuz?
Öncelikle kliniğimiz klasik Psikanaliz ekolü doğrultusunda bire bir, tamamen bireysel olmayı amaçlayan ekstra gizlilik içerisinde hizmet vermeyi amaçlayan bir ortam. Aslında klinik ortamdan uzak bir düzen söz konusu. Birçok Psikolojik sorun ile ilgili yardım söz konusu. Ancak yoğunlukta karşılaştığım sorunlar, Özgüven sorunu, Depresyon, Panik atak, psikolojik kökenli cinsel sorunlar, Blumia (yiyip kusma sorunu), Anorexia (Aşırı zayıf kalma arzusu ve aşırı zayıflık durumu), Obezite (Aşırı şişmanlık), Orta yaş bunalımı (Kadın – Erkek), Ergenlik Dönemi Sorunlar gibi hayata dair birçok psikolojik şikâyet ile gelen danışanlarımız oluyor.

Türkiye’de psikanalist kavramı sizinle gündeme geldi. Ve bu alanda bir kavram kargaşası olduğu görülüyor, bu farkları açıklar mısınız, psikiyatrist, psikanalist, psikolog, psikoterapist, hangi tür tedavi için hangi hastalar kime gitmeli?
Aslında keşke dediğiniz gibi kurucusunun Sigmund Freud olduğu Psikanaliz keşke benim ile gündeme gelmeseydi. Yani keşke bu kadar geç kalınmasaydı. Şimdi daha çok yol alırdık bu konuda. Ancak önemli olan galiba bahsettiğiniz kavram karmaşasına bir netlik getirmek. Türkiye’de bilinen sadece Psikiyatrist kavramı ve Psikolog kavramı. Psikiyatrist olan tıp doktorlarının verdiği ilaçlar eğer terapi yardımı almazsanız uzun vadede sorununuzu çözmez. Ancak psikoterapi yardımı alırsanız aldığınız ilaçların faydasını görürsünüz. Size küçük bir örnek; mesela depresyonu ele alalım. Depresyon hem ruhsal hem fiziksel bir duygu halidir. Bu noktada Psikiyatrist doktor ile Psikoterapist çoğu zaman ortak çalışmalıdırlar. Bir kişi depresyondaysa beyninde ceretonin hormonu denilen hormonun miktarında sorunlar ortaya çıkar. Eğer bu hormon azalmışsa o halde Psikiyatrist doktor hastaya o hormonu dengelemek için dozlarını ayarlamak kaydıyla bir anti depresan ilaç tavsiye etmelidir. Ancak şikayeti olan kişi depresyon tedavisinin başarıyla sonuçlanması için mutlaka ya ilacı tavsiye eden doktor tarafından Psikoterapi eşliğinde tedavi edilmelidir. Ya da bir başka Psikoterapistten terapi yardımı almalıdır. Depresyon gibi hem fiziksel hem ruhsal boyuttaki bir ruh hali ve şikayetin ilaçla fiziksel bölümünün tedavi edildiğini bildiğimiz gibi ruhsal bölümünün de ancak Psikoterapi yardımıyla başarılı sonuca ulaşabileceğini unutmamalıyız. Bunun içinde biz Psikoterapistler eğitim aldığımız okulların diplomalarıyla birlikte Tamamlayıcı Tıp Derneğine üye oluruz. Aslında Psikoterapi Tıp için tamamlayıcı bir yöntemdir. Ama elbette işin uzmanları tarafından yapılmalıdır.

Bu arada kavram karmaşası ile ilgili hemen birkaç nokta daha; Psikiyatristler (Tıp doktorlarıdırlar) Psikologlar (Edebiyat Fakultelerinden mezun olan Klinik Psikologlardır) Psikoterapistler (Özellikle yüksek lisans, Master Eğitimlerini tamamlamış ve Felsefe, Sosyoloji, Psikoloji, Psikanaliz ağırlıklı eğitim almış kişilerdir).
Psikanalitik terapi uygularken, diğer alanlarda yapılan uygulamalar kıyasla ne gibi farklar var, her tür hastaya psikanaliz uygulanabilir mi, ek tedavi olarak da ilaç tedavisi ile birlikte uygulanabiliyor mu, en etkili sonuçlar hangi tür hastalarda alınabiliyor?
Psikanaliz her şeyden önce bir psikoterapi yöntemidir. Psikodinamik ve analitik bir yöntemdir. Ancak uzun vadeli ve çok detaylı bir yöntemdir. Kişinin çocukluk yaşamından başlayıp geçmiş yaşantı ve günlük yaşantısına kadar uzanan köklü bir yolculuktur. Psikanalize herkes uygun değildir. Bu çok ince bir çizgidir. İşini bilen bir Psikoterapist bunu anlar mutlaka. Ancak bazen Psikanalitik terapi başladıktan bir süre sonra da bu terapi biçimine kişinin uygun olmadığı anlaşılabilir. Bu gibi durumlarda eğer kişinin bir Pskiyatriste yönlendirilmesi durumu, ya da daha kısa süreli olan (en fazla 20 seans) Bilişsel Yaklaşım terapisi uygulayan bir Psikoterapiste yönlendirilme durumu söz konusu ise Psikoterapist bu konuda zaman kaybetmemelidir.
Hayvan sevgisinin hastalar üzerinde etkisi olduğunu düşünüyor musunuz, tedavinin bir parçası olarak öneriyor musunuz?
Hayvan sevgisinin insan ruh ve beden sağlığı üzerindeki olumlu etkileri bilimsel olarak kanıtlanmış. Hatta riskli hastalık taşıyan bir çok hastanın Avrupa ve Amerika’da kiralık kedi ve köpeklerle bir süre vakit geçirilmesi sağlanıyor. Bu süre sonunda yapılan testlerde o hastaların test değerlerindeki olumlu değişim bu seansları adeta tedavinin bir parçası haline getiriyor. Bu konuyla ilgili daha fazla fikir sahibi olmak isteyen okuyucularınız eğer sitenizde yer alacak olan ilk yazımı okurlarsa daha ayrıntılı bilgi alabilirler.

Hayvanlarla iletişimin çocuk ruh sağlığı üzerindeki etkileri konusundaki görüşlerinizi alabilir miyiz?
Sizin hayatınızda hayvanların yeri nedir?
Bize özellikle sorumluluk alma konusunda sorun yaşayan ergenlik döneminde getirilen birçok çocuğun bir hayvan sahibi olma arzusunu destekliyoruz mutlaka. Sonuç olarak onların yaşamında ve ruh dünyalarında çok büyük oranda olumlu değişikliğe tanık oluyoruz.
Benim hayatımda hayvanların yeri çok ama çok büyük. Özellikle kedi ve köpekleri çok seviyorum. İkisi yurt dışında olmaz üzere toplam dört tane köpeğim var. Onlar benim evimin vazgeçilmez birer parçası. Benim için sevgi transferini en iyi ve özel şekilde paylaştığım çok değerli varlıklar benim için. Onlarla hiç sıkılmadan saatlerimi geçirebiliyorum. Onlarsız bir hayat düşünemiyorum adeta. Ayrıca ikinci köpeğim Clara’yı Barınak Yöneticisi özverili insan sevgili Meral Olcay ve sanatçı dostum Leman Sam sayesinde oradan edindim.
Hayvanlara Türk halkının bakışı hakkında gözlemleriniz nelerdir?
Hayvan sahibi olmak isteyen herkesi de bu yönde teşvik edelim istiyorum. İmkânlarınız ölçüsünde herkes barınaklardan bir hayvan bile kurtarsa ne büyük bir kazanç. Ancak buradaki kazanç daha çok onlardan karşılıksız sevgi alan bizlerin mi ? Yoksa onların mı?
Türkiye’deki hayvan hakları durumunu nasıl değerlendiyorsunuz? Yurtdışı ile kıyaslarsanız ne gibi farklılıklar var?
Türkiyede Hayvan Hakları da tıpkı insan hakları konusunda birçok noktada yaslaştırılmış. Ancak önemli olan bu yasaları uygulamak ve bireyler olarak bizlerin toplumda duyarlı olması. Hayvan sevgisi ve hayvanlara karşılı duyarlılık veya doğa ile ilgili sevgi çocuklara küçük yaşta verilmeli. Hatta bu bilinci yaygınlaştırmak için belki de okullarda başlı başına ders olarak okutulmalı. Bu arada yaklaşık 10 yıl gibi bir süre Hayvan Hakları konusunda Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olan İngiltere’de yaşadıktan sonra orayla Türkiye’yi bu noktada kıyaslamak istemiyorum. Ama ümitsiz değilim. Bunu da belirtmek isterim.
Size ulaşmak isteyenler nasıl ulaşabilir? Ücretlendirmeniz her gelir grubundan kişinin hizmetlerinizden faydalanacağı düzeyde mi?
Bana ulaşmak isteyen herkes rahatlıkla web sitem aracılığı ile www.cagatayozturk.net adresinden bana ulaşabilir. Ücretlendirme konusu her gelir düzeyinden kazancı olan herkese mutlaka hitap ediyor. Yeter ki kimse yaşamda sorunların çözümü olmadığını düşünmesin. Önemli olan çözüm aradığınız adresin neresi olduğu.
Bize vakit ayırdığınız için ve hayvan sevgisi konusundaki görüşleriniz için çok teşekkür ederiz. Bilgi ve düşüncelerinizi sitemizde hayvan dostları ile de paylaşacağınız için site ekibi olarak büyük mutluluk duyuyoruz.
Ben size çok teşekkür ediyorum hem bu keyifli söyleşi için hem de yolu hayvan sevgisinden geçenlerle beni buluşturduğunuz için.