Çağatay Öztürk ile Sohbet

Çağatay Öztürk hakkında:

İlk – orta ve lise öğrenimini Türkiyede tamamlayan Çağatay Öztürk Yüksek Öğrenimini İngiltere’de tamamlamıştır. Önlisansını Psikoloji ve Sosyoloji ağırlıklı bir alan üzerine Middlesex Üniveristesinde Sosyal Bilimler Fakültesinden mezun olarak tamamlayan Çağatay Öztürk ek bölüm olarak Film üzerine eğitim almıştır. Yüksek lisansını da yine Middlesex Üniversitesinde Psikanaliz alanında tamamlayan Öztürk yüksek lisans araştırmasını Oxford Üniversitesinde yapmıştır.
Gerek Londra’da bulunan Ulusal Sağlık Servisi, gerekse özel olarak kendi kliniginde psikoterapist olarak çalışan Çağatay Öztürk Kasım 2006 ayında Türkiye’ye kesın dönüş yapmıştır. Halen İngilterede bulunan ‘Tamamlayıcı Tıp Derneği’ – Complimentary Medical Association üyesi olan Öztürk Middlesex Üniversitesinde PhD (Doktora) araştırmasını sürdürmektedir.
www.cagatayozturk.net

Çağatay Öztürk çok yakında yazılarıyla bizlerle….
Sohbet:
Sayın Öztürk, öncelikle kliniğinizden biraz bahseder misiniz? Psikanalitik terapi yapıyorsunuz, ağırlıklı olarak hangi konularda hizmet veriyorsunuz?
Öncelikle kliniğimiz klasik Psikanaliz ekolü doğrultusunda bire bir, tamamen bireysel olmayı amaçlayan ekstra gizlilik içerisinde hizmet vermeyi amaçlayan bir ortam. Aslında klinik ortamdan uzak bir düzen söz konusu. Birçok Psikolojik sorun ile ilgili yardım söz konusu. Ancak yoğunlukta karşılaştığım sorunlar, Özgüven sorunu, Depresyon, Panik atak, psikolojik kökenli cinsel sorunlar, Blumia (yiyip kusma sorunu), Anorexia (Aşırı zayıf kalma arzusu ve aşırı zayıflık durumu), Obezite (Aşırı şişmanlık), Orta yaş bunalımı (Kadın – Erkek), Ergenlik Dönemi Sorunlar gibi hayata dair birçok psikolojik şikâyet ile gelen danışanlarımız oluyor.

Türkiye’de psikanalist kavramı sizinle gündeme geldi. Ve bu alanda bir kavram kargaşası olduğu görülüyor, bu farkları açıklar mısınız, psikiyatrist, psikanalist, psikolog, psikoterapist, hangi tür tedavi için hangi hastalar kime gitmeli?
Aslında keşke dediğiniz gibi kurucusunun Sigmund Freud olduğu Psikanaliz keşke benim ile gündeme gelmeseydi. Yani keşke bu kadar geç kalınmasaydı. Şimdi daha çok yol alırdık bu konuda. Ancak önemli olan galiba bahsettiğiniz kavram karmaşasına bir netlik getirmek. Türkiye’de bilinen sadece Psikiyatrist kavramı ve Psikolog kavramı. Psikiyatrist olan tıp doktorlarının verdiği ilaçlar eğer terapi yardımı almazsanız uzun vadede sorununuzu çözmez. Ancak psikoterapi yardımı alırsanız aldığınız ilaçların faydasını görürsünüz. Size küçük bir örnek; mesela depresyonu ele alalım. Depresyon hem ruhsal hem fiziksel bir duygu halidir. Bu noktada Psikiyatrist doktor ile Psikoterapist çoğu zaman ortak çalışmalıdırlar. Bir kişi depresyondaysa beyninde ceretonin hormonu denilen hormonun miktarında sorunlar ortaya çıkar. Eğer bu hormon azalmışsa o halde Psikiyatrist doktor hastaya o hormonu dengelemek için dozlarını ayarlamak kaydıyla bir anti depresan ilaç tavsiye etmelidir. Ancak şikayeti olan kişi depresyon tedavisinin başarıyla sonuçlanması için mutlaka ya ilacı tavsiye eden doktor tarafından Psikoterapi eşliğinde tedavi edilmelidir. Ya da bir başka Psikoterapistten terapi yardımı almalıdır. Depresyon gibi hem fiziksel hem ruhsal boyuttaki bir ruh hali ve şikayetin ilaçla fiziksel bölümünün tedavi edildiğini bildiğimiz gibi ruhsal bölümünün de ancak Psikoterapi yardımıyla başarılı sonuca ulaşabileceğini unutmamalıyız. Bunun içinde biz Psikoterapistler eğitim aldığımız okulların diplomalarıyla birlikte Tamamlayıcı Tıp Derneğine üye oluruz. Aslında Psikoterapi Tıp için tamamlayıcı bir yöntemdir. Ama elbette işin uzmanları tarafından yapılmalıdır.

Bu arada kavram karmaşası ile ilgili hemen birkaç nokta daha; Psikiyatristler (Tıp doktorlarıdırlar) Psikologlar (Edebiyat Fakultelerinden mezun olan Klinik Psikologlardır) Psikoterapistler (Özellikle yüksek lisans, Master Eğitimlerini tamamlamış ve Felsefe, Sosyoloji, Psikoloji, Psikanaliz ağırlıklı eğitim almış kişilerdir).
Psikanalitik terapi uygularken, diğer alanlarda yapılan uygulamalar kıyasla ne gibi farklar var, her tür hastaya psikanaliz uygulanabilir mi, ek tedavi olarak da ilaç tedavisi ile birlikte uygulanabiliyor mu, en etkili sonuçlar hangi tür hastalarda alınabiliyor?
Psikanaliz her şeyden önce bir psikoterapi yöntemidir. Psikodinamik ve analitik bir yöntemdir. Ancak uzun vadeli ve çok detaylı bir yöntemdir. Kişinin çocukluk yaşamından başlayıp geçmiş yaşantı ve günlük yaşantısına kadar uzanan köklü bir yolculuktur. Psikanalize herkes uygun değildir. Bu çok ince bir çizgidir. İşini bilen bir Psikoterapist bunu anlar mutlaka. Ancak bazen Psikanalitik terapi başladıktan bir süre sonra da bu terapi biçimine kişinin uygun olmadığı anlaşılabilir. Bu gibi durumlarda eğer kişinin bir Pskiyatriste yönlendirilmesi durumu, ya da daha kısa süreli olan (en fazla 20 seans) Bilişsel Yaklaşım terapisi uygulayan bir Psikoterapiste yönlendirilme durumu söz konusu ise Psikoterapist bu konuda zaman kaybetmemelidir.
Hayvan sevgisinin hastalar üzerinde etkisi olduğunu düşünüyor musunuz, tedavinin bir parçası olarak öneriyor musunuz?
Hayvan sevgisinin insan ruh ve beden sağlığı üzerindeki olumlu etkileri bilimsel olarak kanıtlanmış. Hatta riskli hastalık taşıyan bir çok hastanın Avrupa ve Amerika’da kiralık kedi ve köpeklerle bir süre vakit geçirilmesi sağlanıyor. Bu süre sonunda yapılan testlerde o hastaların test değerlerindeki olumlu değişim bu seansları adeta tedavinin bir parçası haline getiriyor. Bu konuyla ilgili daha fazla fikir sahibi olmak isteyen okuyucularınız eğer sitenizde yer alacak olan ilk yazımı okurlarsa daha ayrıntılı bilgi alabilirler.

Hayvanlarla iletişimin çocuk ruh sağlığı üzerindeki etkileri konusundaki görüşlerinizi alabilir miyiz?
Sizin hayatınızda hayvanların yeri nedir?
Bize özellikle sorumluluk alma konusunda sorun yaşayan ergenlik döneminde getirilen birçok çocuğun bir hayvan sahibi olma arzusunu destekliyoruz mutlaka. Sonuç olarak onların yaşamında ve ruh dünyalarında çok büyük oranda olumlu değişikliğe tanık oluyoruz.
Benim hayatımda hayvanların yeri çok ama çok büyük. Özellikle kedi ve köpekleri çok seviyorum. İkisi yurt dışında olmaz üzere toplam dört tane köpeğim var. Onlar benim evimin vazgeçilmez birer parçası. Benim için sevgi transferini en iyi ve özel şekilde paylaştığım çok değerli varlıklar benim için. Onlarla hiç sıkılmadan saatlerimi geçirebiliyorum. Onlarsız bir hayat düşünemiyorum adeta. Ayrıca ikinci köpeğim Clara’yı Barınak Yöneticisi özverili insan sevgili Meral Olcay ve sanatçı dostum Leman Sam sayesinde oradan edindim.
Hayvanlara Türk halkının bakışı hakkında gözlemleriniz nelerdir?
Hayvan sahibi olmak isteyen herkesi de bu yönde teşvik edelim istiyorum. İmkânlarınız ölçüsünde herkes barınaklardan bir hayvan bile kurtarsa ne büyük bir kazanç. Ancak buradaki kazanç daha çok onlardan karşılıksız sevgi alan bizlerin mi ? Yoksa onların mı?
Türkiye’deki hayvan hakları durumunu nasıl değerlendiyorsunuz? Yurtdışı ile kıyaslarsanız ne gibi farklılıklar var?
Türkiyede Hayvan Hakları da tıpkı insan hakları konusunda birçok noktada yaslaştırılmış. Ancak önemli olan bu yasaları uygulamak ve bireyler olarak bizlerin toplumda duyarlı olması. Hayvan sevgisi ve hayvanlara karşılı duyarlılık veya doğa ile ilgili sevgi çocuklara küçük yaşta verilmeli. Hatta bu bilinci yaygınlaştırmak için belki de okullarda başlı başına ders olarak okutulmalı. Bu arada yaklaşık 10 yıl gibi bir süre Hayvan Hakları konusunda Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olan İngiltere’de yaşadıktan sonra orayla Türkiye’yi bu noktada kıyaslamak istemiyorum. Ama ümitsiz değilim. Bunu da belirtmek isterim.
Size ulaşmak isteyenler nasıl ulaşabilir? Ücretlendirmeniz her gelir grubundan kişinin hizmetlerinizden faydalanacağı düzeyde mi?
Bana ulaşmak isteyen herkes rahatlıkla web sitem aracılığı ile www.cagatayozturk.net adresinden bana ulaşabilir. Ücretlendirme konusu her gelir düzeyinden kazancı olan herkese mutlaka hitap ediyor. Yeter ki kimse yaşamda sorunların çözümü olmadığını düşünmesin. Önemli olan çözüm aradığınız adresin neresi olduğu.
Bize vakit ayırdığınız için ve hayvan sevgisi konusundaki görüşleriniz için çok teşekkür ederiz. Bilgi ve düşüncelerinizi sitemizde hayvan dostları ile de paylaşacağınız için site ekibi olarak büyük mutluluk duyuyoruz.
Ben size çok teşekkür ediyorum hem bu keyifli söyleşi için hem de yolu hayvan sevgisinden geçenlerle beni buluşturduğunuz için.

“Çağatay Öztürk ile Sohbet” için 0 Yorum yapılmış.


  1. Yorum Yapılmamış

Yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.