DUYURU: Lütfen yorumlarınızda iletişim bilgilerinizi vererek hayvan isteği yapmayınız. Sahiplendirme bölümündeki hayvanların sahiplendirilmesi ile Petshop Gerçeği sitesinin hiçbir bağı yoktur.

--------------------------------------------------------------------

ticarethane!

İzmir Bostanlı’da, köprüye doğru sokaklardan birinin köşesinde bulunan xxx Veteriner Polikliniği & Petshop hakkında bildiklerimi paylaşmak istiyorum.

İki sene önce sokakta araba çarpmış olarak bulduğumuz bir köpeği en yakın vet orası 0lduğu için oraya götürmüştük. Zavallı köpek hiç ayağa kalkamıyordu, kalçasında belli ki bir hasar vardı. Ona çok iyi bakılıp tedavi edileceğini söyleyerek beni gönderdiler. Her gün ziyaretine gidip bir miktar para bıraktım iyi bakılsın diye. Ama üçüncü günün sonunda baktım ki köpeğin durumunda bir değişiklik yok; biraz terslendim. O zaman söylediler; “bu köpek iyileşmez, ölecek” dediler. “Peki sorunu ne” diye sorduğum zaman, tam olarak bilemediklerini söylediler. “Bunu alın götürün bulduğunuz yere, bizim kliniğimizi leş gibi kokuttu” dediler. Ben de derhal alıp başka bir veterinere götürmek istediğimi söyledim. Tam köpeği alıyordum ki, masraf listesiyle karşıma dikildiler. Üç günlük tedavi için bana inanılmaz bir borç yazmışlardı; ki köpeğin rahatsızlığını bile anlayamayıp tedavi edemediklerini söylemişlerdi. Sadece ağrı kesici veriyoruz demişlerdi. Neyse, ben çıkardıkları masrafın sadece yarısını ödeyebildim ve köpeği oradan çıkarıp başka bir yere götürdüm, tedavi ettirdim.

Bu veterinerle ilişkim bir kez de dünya tatlısı kızımız Lokum sayesinde oldu ve yine çok üzücüydü. Ben her zaman o veterinerin önünden geçerken dışarıda bir kafeste tuttukları iran kedilerini görürdüm. O gün de hava çok serin ve çok rüzgarlı olmasına rağmen dışarıda küçücük bir kafese konmuş iki bebek chinchilla kedi gördüm. Birbirlerine sokulmuş titriyorlardı; gözleri akmış, popoları ishalden yara olmuştu. Hemen gidip onları kucağıma aldım ve beni görüp dışarı fırlayan beye neden bu halde olduklarını sordum. “Onlar son derece sağlıklı, bu yaşlarda hep ishal olurlar, önemli bir şey değil” dedi. Zaten bir tanesi satılmış, ertesi gün gelip alacaklarmış. Kalan da satılana kadar tek başına duracaktı. Maalesef dil döktüysem de kedilerin üşüdüğüne ve zor durumda olduklarına inandıramadım. Kedilerden daha tombiş olanıydı satılan, kalan yavru zayıftı. “Madem çok seviyorsunuz, siz alın onu da” dediler. “Hem aşıları da yapıldı, fazla masrafı yok” dediler. Zavallının bir gün daha o soğukta titremesine gönlüm razı olmadı, zaten tek başına kalacaktı. “Tamam, alıyorum” dedim. Almaya karar verince o ters ve kaba insan bir anda melek oldu bana karşı. Kediyi elimden alıp içeri götürdü, ensesindeki tüylere kırmızı bir kurdele bağlamak istedi(sanki bana oyuncak hediye ediyordu); ben de kedinin onun elinde huysuzlandığını görüp kurdele istemediğimi söyledim. Kediyi sertçe masaya atıp “Daha parasını ödemediğinize göre o hala bana ait, istediğimi yaparım” dedi. Benim sinirlendiğimi farkedince de gülerek şakaya vurdu.

Tam kediyi alıp çıkacaktım ki, aşısını da vuralım dedi. “Hani aşıları tamdı” deyince “bir tanesi eksikmiş, vuralım da götürün” diye ısrar etti. O sırada eşim geldi, o da kafesteki diğer cins kedilere bakmaya başladı. Bir tane siyam vardı, o da bebekti. Eşim ona ilgi gösterince kafesten çıkarıp elimize verdiler. Zavallı kedinin bir gözü iltihaplı, yine poposu ishalli ve kolunu kaldıracak hali yoktu. Onun nesi olduğunu sorduk, “sadece uykusu var” dediler. Gözünü tedavi etmeyecek misiniz dediğimde de, ederiz ama yine olur cevabını aldım. Eşim de “sağlıksız görünürse satamazsınız onu” dedi sırf tedavi etsinler diye. Adam bize şöyle bir bakıp “içerde başka kediler de var isterseniz” dedi. Arka odaya götürdü bizi. Minicik bir kafesin içinde 6 tane yavru ve anneleri deliler gibi miyavlıyordu. Onun da gözleri çapaktan kapanmıştı ve yavrulara basmadan ayakta bile durması zordu. Artık kendimi tutamayıp “bu annenin hali ne böyle, yazık değil mi ona, çıkarın ordan, çıkmak istiyor” diye bağırdım. Bu sefer veteriner hanım geldi ve “merak etmeyin, bir sorun yok, hemen alıp gözlerini sileceğim” diyerek anneyi kucağına aldı. Anne kedi sarı bir irandı ve zayıflıktan kadının elinde bir damlacık görünüyordu. Bebekler de üç-dört haftalık falandı. “Bunlardan birini istesem hemen veremezsiniz ki bana, annelerinin yanından ayrılmak için daha bunlar çok küçük” dedim. “Bir hafta sonra büyümüş olurlar, o zaman alın siz de” dedi adam!

Neyse ben Lokum’u alıp çıktım, tam bir sene oldu. Tatlı kızımın ishalinin iyileşmesi iki ay sürdü. Kendi veterinerime götürüp tedavisini orada yaptırdım. İshalken aşı vurulmaması gerekirdi, o yüzden bünyesi zayıflamış dedi veterinerim:( Yani giderayak çocuğuma bir de aşı vurdu oradakiler, sırf para için!

Bu veterinerle ilgili anlatacağım son bir şey daha var: bir arkadaşımdan öğrendim ki, arkadaşımın dişi kedisini çiftleştirmek için bir müşterilerinin erkek kedisini önermişler. Arkadaşım ısrarla kendi evinde olsun istemiş ve erkek kediyi eve getirmiş, kedi iki-üç adımdan uzun yürüyemiyormuş. Meğerse klinikte bir kafeste sürekli bu erkek kediyi tutyorlarmış. Müşterinin falan değilmiş kedi. Bu kliniğin damızlık kedisiymiş. Kafesten hiç çıkmadığı için ev ortamında şaşkınlaşıyormuş zavallı çocuk…

xxx Veteriner Polikliniği & Petshop’un sahiplerinin tamamen ticaret için kullandıkları bu zavallı hayvanların bir şekilde kurtulmasını çok istiyorum. Şimdiye kadar kime söyleyeceğimi, ne yapacağımı bilemedim ama sonunda sitenizle karşılaştım. Lütfen bana bu vicdansızların cezasız kalmayacağını söyleyin…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın

(gerekli)

(gerekli)