--------------------------------------------------------------------
Türkiye olarak Çağdaş Hayvan Hakları Hareketlerinin ve Çözümün Neresindeyiz? – Duygu Aksu
Türkiye olarak Çağdaş Hayvan Hakları Hareketlerinin ve Çözümün Neresindeyiz?
Hayvan hakları sorunu yeni bir konu olmamasına rağmen durumun çözümünde çok geri noktada olan bir ülkeyiz kuşkusuz.
Bu durum insan hakları konusunda da böyleydi bir dönem. Daha 50 yıl öncesine kadar “İnsan Hakları” tartışmaları bu denli alevlenmemişti. Daha yeni yeni o da ancak tahmini 30 yıl öncesinde üniversitelerde temel bir ders olarak kendine yer bulabildi. Bu sırada ise hayvan hakları arka planda kaldı. Belki bundan 30 yıl sonra da “Hayvan Hakları” diye bir ders olacak üniversitelerin bünyesinde. Peki ya bu aradaki 30 yılda neler olacak?
Üniversitelerde Hayvan Hakları
Bugün üniversitelerin iletişim fakültelerinde bir sürü ders bulunmaktadır: Genel hukuk, basın hukuku, insan hakları ve medya, çocuk hakları ve medya, anayasa hukuku vb. Peki 4 yıllık bir fakültenin ders programında veya ders içeriklerinde neden hayvan hakları kelimesi bir kere dahi geçmiyor? Toplumu yönlendirecek olan basın mensubu olacak bu kişiler dahi hal böyle olunca yetersiz kalıyor bazen.
İlkokullardaki müfredat da ayrı bir konu, ancak her alanda belli bir çerçevede bilgi sahibi olması gereken gazetecilerin bazıları 5199 Sayılı bir yasa olduğundan bile habersiz. Bu aslen gazetecilerin değil üniversitedeki ders programlarının bir sonucu olarak karşımızdadır. Diğer fakültelerde de eğitimi belli bir seviyeye gelmiş olan insanlarımıza en azından bu konu neden aktarılmamaktadır?
Bu ülkede lokantası olan dahi çöpünü hayvanlara vermeyi gözünde büyütüp buna üşenirken daha kat edilmesi gereken çok yol var. İçimizdeki hayvanseverlerin sayısı arttıkça, çoğunluk olmaya başlayacak ve suskunluk sarmalından kurtulacak birçok insanı kazanacağız.
Bilinçlendirmeye İhtiyaç Olduğu Tartışılmaz
Bir dükkan sahibini, bir deri bir kemik kalmış köpeği kışkışlarken gördüm daha iki gün önce. Sokağa saçılan tavuk kokusu içinde hayvan öylece bir kenarda bekliyordu, kimse saldırdığı da yoktu üstelik. Her şey bir yana burada dünya kadar da artık yemek çıkıyordur. “Yaklaşma ısırır, çağırma alışmasın, böyle bu itler” kelimelerini sarf ederken hayvanın yeni doğum yaptığının, bir deri bir kemik olduğunun, ürkekliğinin dahi farkında değillerdi kesinlikle. Adamın bağırmasıyla birlikte hayvan da kaçtı. Biz sonradan zavallı köpeği bulup yiyecek verdik. Sonra bu adamlara sorsanız onlar hep sevap yapar, son derece hoşgörü sahibidirler, her şeyi en iyi onlar bilirler. “Göz hakkıdır, bir parça da ona verelim” diye sözünü ettiğimiz bir şeyi hayvanlardan da esirgemeyi ihmal etmezler ama. Bilinçsizlikle mücadele çok zor ama çözümsüz değil hiçbir şey… Önemli olan doğru çözümü bulabilmek.
Bir yandan hayvanlar kısırlaştırılıp sahiplendirilmeye çalışılırken, bir yandan da bilinçsizce davrananlar var olduğu sürece sorunların sonu da gelmeyecek. Bakamayacağınız, sahiplendiremeyeceğiniz, sokağa terk edeceğiniz yavrular olduğu sürece hayvanları çiftleştirmek sorunu daha çok büyütüyor. Petshoplardan alınan hayvanlar yerine barınaklardan bir can sevindirmek bazılarına daha zahmetli geliyor. Yavru olsun diye tutturanlar yavru bulunca dahi “Aman bu köpek barınaktan mı yani” diye burun kıvırıyor. Mal gözüyle baktıklarınız yarın öbür gün kaçırıldığında “Oh iyi oldu, ben de nasıl kurtulsam diye bakıyordum” diyen insanlar dahi var ne yazık ki. Bunlar hep kötü olan, üzücü örnekler ama sorunları çözmek için bunları aşmak gerekiyor.
Çocuklar da Hayvan Düşmanı Olarak Yetiştirilebiliyor
Bugün okullarda çocuk hakları bile minicik bir kitap dağıtılarak (o da bazı okullarda) geçiştirilebiliyor. Bilinçli öğretmenlerin bu konuyu atlamadığı gibi hayvan haklarını da atlamaması gerekiyor. Haklarını bilmeyerek yetişen çocukların olduğu bir ülkedeyiz, hukuk sisteminde davaların yıllarca sonuçlanmadığı olan bir ülkedeyiz, hayvan hakları bakımından da çok daha fazla yol alınması gereken ve ciddi sorunları olan bir ülkeyiz. Kimse aksini iddia etmesin, durumu kabullenmek yerine de bugün harekete geçsin… ‘Biz bu ülke için daha olumlu yönde neler yapabiliriz, onlar için başarıya nasıl ulaşabiliriz’i düşünmek lazım.
Bu sadece Türkiye’nin değil dünyanın bir sorunu elbet. Çağdaş hayvan hakları hareketinin doğuşu çok yeni olarak da ifade edilebilir. Daha 1998 yılına kadar düzenlenen bir “Canlı Hayvan Vurma Festivali” bile vardı bazı ülkelerde. 60 yılın üzerinde bir süre yasaklanıncaya kadar devam etti. Buraya çocuklarıyla katılan birçok insan, çocukları hayvanlara eziyete teşvik etti. Vurulan kuşların çoğu yaralı kaldı, bunlar da varillere daldırılarak öldürüldü.
Batarya kafes konusu var bir de elbette. AB daha yeni 2012 yılında tamamen batarya kafesleri bırakma kararı aldı. Bunların içindeki tavukların tüyleri bile yok, bazıları da ölmek üzerede oralarda sıkış tıkış beklerken bir sivil toplum kuruluşu tarafından fotoğraflandı. Bunun fark edilmesinde ve bu kararda sivil toplum kuruluşunun hareketi etkin oldu ve bu kararın alınmasını sağladı.
Herkesin bir emeği var elbette, sivil toplum kuruluşlarına da gereken önemin, desteğin verilmediği noktada yapılabilecek işlerden daha fazlasını HAYTAP konunun üzerine giderek yapıyor, kazanımlar elde etmeye çalışıyor. Bu şekilde de başarılı olunan konular var, ama sorunun çözümü için vereceğiniz destek alınacak sonuçlar bakımından büyük önem teşkil ediyor. Hayvanları seviyorsunuz belki ama bu ülkede daha fazlasını yapmak gerekiyor. Kendinize bir sorun, sizler AKTİF bir hayvan hakları savunucusu, AKTİF bir hayvansever, AKTİF bir çaba içinde olan soruna sonuç odaklı bakan bir birey misiniz?
Duygu Aksu


Fotoğraflar, üzerindeki tarihte Eminönü’ndeki petshoplardan birinde çekilmiştir.











Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın