--------------------------------------------------------------------
Üniversite Öğrencileri Hayvan Hakları, Petshoplar ve Barınaklar Hakkında Neler Biliyor, Neler Düşünüyor?
Hepimiz bir şekilde hayvan haklarından, bu konudaki eksiklerden haberdar oluyoruz. Bunun başlangıcında fark etmemizi sağlayansa genelde hayvanlarla ilgili olarak yaşadığımız tatsız ya da elimizden bir şeyin gelmediği olaylar oluyor.
Peki, bizler dışında genel olarak üniversitede eğitim görenler bu konuda neler düşünüyor veya neler biliyor? Konuyla ilgili olarak kısa bir süre zarfında da olsa birkaç kişiyle konuşma fırsatı buldum ve bunu sizlerle de paylaşmak istedim…
Uzay Çetin: Université Pierre Marie Curie (Paris VI), Yapay Zeka Bölümü, Master Öğrencisi: Benim için hayvanları, doğayı, insanları sevmek arasında hiçbir fark yoktur. Hayvanlara iyi davranmak, doğayı anlamanızı ya da doğayı anlamanız insanlara olan yaklaşımınızı etkileyebilir. Ben bu işe hizmet eden insanları sadece hayvansever olarak görmüyorum ve hepsini takdir ediyorum. Türkiye ile karşılaştırmak açısından birçok nokta var burada dile getirilecek. Kısaca birkaç şey söylemek gerekirse, burada da bence sorunlar var çözüm arayan.
Fransa’da güvercinleri beslemek yasak örneğin, hepsi acınacak halde. İnsanlar şehri kirlettikleri düşüncesine sahip olduklarından kendi hallerine bırakmışlar. Polis sizi ona yem verirken görürse ceza kesebiliyor.
Burada sokak hayvanı görmek neredeyse imkansız… Ama hemen hemen her evsiz ve dilencinin kedisi ya da köpeği vardır. Fransız yasalarına göre hayvanlar karakola alınmıyor, dışarıda tek de bırakılamıyor. Yani o insanlar, yanlarında o hayvanları bayıldıklarından tutmuyor…
Birkaç gün önce de Türkiye ile ilgili bir haber okudum haber sitelerinin birinden. Eskişehir’deki yaşlı geyiklerin avlatılması ve av turizminin gelişmesi üzerine bir haber… Böyle şeyleri haklı kılacak gerekçeler olabilir mi ki?
(Kendisi okuduğu haberi daha sonra bizimle paylaşmıştır. Linkten ulaşabilirsiniz: http://www.nethaber.com/Toplum/102500/Alti-yasli-geyigi-parayi-veren-turiste-AVLATACAKLAR )
Busem Yılmaz – Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. Sınıf Öğrencisi: Sokakta yaşayan bir hayvana canlı gözüyle bakılmıyor sanki. ‘Onun evi yok, onu koruyacak birileri yok ve biz insanoğlu ona dilediğimizi yapmakta özgürüz’ gibi bir kanı yerleşiyor çocukluğumuzdan bu yana. Çocuklar eğlenmek için sokak hayvanlarına dalaşır oluyor sonra. Kedinin kuyruğuna bir şeyler bağlayanlar, köpeğin kulağına çöp sokanlar… Özellikle şehir yaşamında bu böyle. Neredeyse hiçbir şehirli apartman çocuğunun beslediği bir sokak hayvanı yok. Üstelik hala bir sürü yerde hayvan satılıyor. Bu hayvanı kim satar, yarın öbür gün alan terk etmiş, hangisi nasıl tespit ediliyor? Bu gibi konulardan şu ana kadar eğitim gördüğüm kurumlar tarafından hiç haberdar edilmedim. Türkiye insan hakları konusundaki yetersizlikler gibi hayvan hakları konusunda da yetersiz bir ülke bence. Çözüm nedir diye sormak lazım.
Serçin Mezhepoğlu: Northern Virginia Community College, Turizm ve Gezi Bölümü, 2. Sınıf Öğrencisi: Ne zaman bu konu açılsa hep aklıma yıllar önce yaşadığım bir olay geliyor. Yaklaşık 15 yıl öncesinde gerçekleşmiş bir olay… Bunu anlatıyor olmak benim için çok önemli ve değerli, çünkü bu konunun ciddiyetini gerçekten anlayabilecek çok az insan var.
İlkokuldayken, İzmir’de yazın hemen hemen her akşam ailece dışarı çıkardık. Bir akşam eve dönerken yol üzerinde ağlayan bir köpek gördük. Köpeğin üzerinden araba geçmiş, muhtemelen gençler Kordon’da yarışıyor. O kadar kötü haldeydi ki, iç organları çıkmış alıp bir veterinere götürülemeyecek durumda. Onu da geçtim 15 yıl önce, pazar akşamı o zaman açık bir veteriner, danışacak birini bulmak da zor… Annemin yakın arkadaşlarından birinin köpek üretim çiftliği vardı. Onu aradık. Bir şeyler yapmaya çalıştık çabalarımız sonuç vermedi.
Köpek tam odamın hizasındaydı caddede. Sabaha kadar o da ben de ağladık ve o sabaha karşı öldü. O geceyi asla unutmam. Bu konu da ne zaman açılsa hep düşünürüm, aradan 15 yıl geçti o günden bu güne ne değişti diye… Gelişmeler olmuştur tabi ama hala bunu engelleyemiyoruz.
Feyza Çağdaş – İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü 4. Sınıf Öğrencisi: Bugün medya okuryazarlığı dersi bile üniversite öncesinde yeni yeni ders olarak verilmeye başlandı. Vatandaşlık bilgisi kapsamında bu konuya daha fazla yer verilmelidir diye düşünüyorum. Ben hayvan hakları konusunda bir kanun olduğunu biliyorum. Ancak içeriğini araştırmadım. Hayvan hakları konusunda da bugüne kadar herhangi bir ders almış değilim. Sokaktaki hayvanların durumu ortada, ilgilenen varsa günü kurtarıyorlar. Belediyelerin bu anlamda olumlu çalışmaları var mıdır bilemeyeceğim…
Ayça Gülener – İstanbul Ticaret Üniversitesi Bankacılık ve Finans Bölümü 3. Sınıf Öğrencisi: Oturduğum civarda hemen hemen herkesin bir köpeği var. Kimisi hayvanı sokakta gezdirirken çekiştirip duruyor, bir şey deyip müdahale etseniz kabahatli çıkıyorsunuz. Hayvanlarla ilgileniyorum. Ama kanunu olduğunu bilmiyordum. Hayvan barınakları konusunda da buraların yardımlarla döndüğünü duymuştum. Sanırım ya bir bütçe ayrılmış ancak yeterli değil ya da hayvan barınaklarına aktarılmak üzere bir bütçe yok.
Barış Z. Öğünç – İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü 4. Sınıf Öğrencisi: Türkiye’de hayvan hakları olduğuna inanmıyorum. Sokaktaki ve barınaktaki hayvanların şartlarının daha iyi olması gerektiğini düşünüyorum. Petshopta hayvan satışına gelince buna kesinlikle karşıyım. Çünkü sorumsuz olan insanlar buralardan hayvanı alıyor, büyüyünce sokağa atıyor. Birçok alıcı da köpeğin nereden geldiğini, o köpeğin annesini, babasını bilmiyor. Sonuçta orada elma değil canlı satılıyor bu da konunun bir başka boyutu. Barınaklar konusunda da çok fazla bir bilgim yok, daha önce de gitmedim. Ancak durumlarının iyi olmadığını düşünüyorum.

Hilal Kılıç – Sakarya Üniversitesi İşletme Bölümü 3. Sınıf Öğrencisi: Televizyonda, haberlerde bir sokak hayvanı can verdiğinde, ülkemizde çok az insan nerede bu devlet soruyor, sloganlar atılıyor ama bunun arkasından neler değişiyor, bundan pek emin değilim. Üstelik bu hayvanlar neden sokaklarda sefalet içinde bırakılıyor bu da ayrı bir soru, bu ülkede hayvanları ölüme terk etmek bu kadar mı kolay…
Özge Roylas- Viyana Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü Master Öğrencisi: Türkiye’de hayvan haklarına dair bir yasanın olduğunu biliyorum. Yasanın içeriğini tam olarak bilmesem de gündelik hayat bakımından Viyana ile İstanbul’u karşılaştırdığımda yasanın yeterli olmadığını söylemem sanırım yanlış olmaz. Çünkü Viyana’da inanılmaz güzel bir ortam var şehirde hayvanlar için.
Yaşamın her alanında hayvanlar da düşünülmüşler. Metrolara, otobüslere onlar da binebiliyor, onlar için ayrı yerler yapılmış örneğin. Hayvan yaşamına elverişli bir ortam olarak görüyorum burayı. Şimdi bizde de yasa var. Bizde bırakın onların otobüse binmesini sağlamayı, sokaktaki hayvandan rahatsız olan var.
Semih Tunç – Hacettepe Üniversitesi İktisat Fakültesi 1. Sınıf Öğrencisi: Bazı petshoplar ticari kimliklerin ön plana çıkmasına neden oluyor. Ayrıca Türkiye’de insan hakları bile çok kısıtlı zaten. Hayvan sahibi olmanın hayvanların iyiliği için zorlaştırılması gibi bir düzene geçilmesi gerek bir kere, fakat şu an ütopik olduğunu söyleyebilirim.
Konuşurken aldığım notlar böyle sürüyor… Hemen hemen birçok ifadenin benzer olduğu ortaya çıkıyor. İlerleyen süreçte de bu görüşlere yer vermeye devam edeceğiz. Düşüncelerini bizlerle paylaşan herkese sonsuz teşekkürler…
Duygu Aksu











Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın